Breaking News

Canlıların Yaradılışı: Örümcek Ayaklarında Yaratılan Muhteşem Detaylar


 

Örümcek Ayaklarında Yaratılan Muhteşem Detaylar

Birçok örümcek türü avını yakalamak için çapı 1 milimetrenin binde birinden daha ince olan yapışkan iplikçiklerle ağ kurar. Ama örümcekler bu ağa yapışmadan üzerinde nasıl dururlar? Peki pürüzsüz dik yüzeylerde nasıl düşmeden durabilirler? “Dantel örücü örümceğin” ağlarında yaratılmış olan sıra dışı yüksek teknoloji özelliği nedir?
Genel olarak örümcekler ağlarında iki tip iplikçik kullanırlar. Bunlardan ilki ağın merkezinden etrafa doğru yayılan spiral şeklindeki ıslak iplikçiklerdir. Bu iplikçikler üzerlerindeki mikro boyuttaki sıvı kaplama ve minik damlacıklar sayesinde ava yapışırlar.
Diğer tip iplikçikler ise ağın merkezinden uçlara doğru düz uzanan iplikçiklerdir; ağda bir çemberdeki yarıçaplar gibi konumlanmışlardır ve ağın merkezinde birleşirler. Radyal iplikçikler olarak da isimlendirilen bu iplikçiklerin üzerlerinde herhangi bir yapışkan kimyasal sıvı olmadığından, spiral iplikçiğin aksine kurudurlar. Radyal iplikçikler örümcek yapışkan iplikçilerle ağ kurarken iskele görevi görürler.

Örümcek Kendi Ağına Nasıl Dolanmaz?

Örümcekler ağlarını kurduktan sonra yapışkan olanların da olmayanların da üzerinde rahatlıkla gezinirler. Peki nasıl oluyor da örümceğin kendisi yapışkanlı ağa takılı kalmıyor?
Örümcek bilimi ilgilenen iki araştırmacı Dr William Eberhard ve Dr. Daniel Briceño özel mercekli kameralar kullanarak bu sorunu cevabını bulmuşlardır. İki bilim insanının yaptığı araştırmaya göre;
Allah örümceklerin bacaklarını yağlı bir madde ile kaplı olarak yaratmıştır. Bu kaplama onların yapışmadan ağlarının üzerinde rahatlıkla gezinebilmelerini sağlar. Ayakları yıkanmış ve temizlenmiş örümceklerin ağ iplikçiklerine kolaylıkla yapıştığı gözlenmiştir.


Örümceğin kıllarla kaplı bacağı

Örümceğin ağa yapışmasını engelleyen bir diğer özellik bacaklarının yapısı ile ilgilidir. Örümceklerin bacakları ağdaki yapışkan damlacıklarla daha az yüzeyde temas etmelerini sağlayan kıllarla kaplı şekilde yaratılmıştır. Bu kıllar, üzerlerine bulaşan yapışkan damlaları kolayca aşağıya doğru kaydırırlar. Böylece örümcekler, avları gibi yapışkana bulanmazlar.

Ayrıca örümcekler, ayaklarında yapışkan ipliğe yapışmadan tutunabilmelerini ve sallanmalarını sağlayan kanca benzeri yapılarla yaratılmışlardır. Bu yapı sayesinde örümcekler, ağ üzerinde yapışkan ipliklere en az temas edecek bir yürüme tekniği kullanırlar. (1)
Evrimciler, örümceklerin bu karmaşık özelliklere nasıl sahip olduklarını açıklayamazlar. Çünkü canlılar evrim geçirmemiştir. Canlıları ihtiyaç duydukları özelliklere sahip olarak Allah tarafından yaratılmıştır.

Cam Gibi Pürüzsüz Dik Yüzeylerde Bile Düşmeden Durmak

Örümcekler, yapışkanlı ağlarına yapışmadan rahatlıkla basarken aynı zamanda dik yüzeylerde düşmeden durabilmektedirler.
Örümceğin cam gibi pürüzsüz dik zeminlere bile tutunabilmesini sağlayan ayaklarındaki muhteşem yaratılış mucizesidir. Örümceğin ayakları kıllarla kaplıdır. Her bir kılın ucunda onlarca mikroskobik tüycük bulunur. Bu tüycükler temas halindeki yüzeylerde (geko kertenkelesinde olduğu gibi) Van der Waals çekim etkisi oluşturarak örümceğin bastığı zemine tutunmasına yardımcı olurlar. Yani örümcek için yerçekiminden daha güçlü bir çekim oluştururlar.
Burada yapıştırıcı özelliği taşıyan hiçbir salgı vb yoktur. Bu yapışma olayında sadece tüycüklerin fiziksel yapısı yani şekli ve de sayısı etkilidir.

Bilimsel adı Evarcha arcuata örümceğin ayağı (A). Bu örümceğin ayağı da diğer pek çok örümcek gibi kıllarla kaplıdır (Sc). Ayakta kıllarla birlikte kanca benzeri tırnaklar da bulunur (Cl). Ayaktaki tek bir tüycüğün ucunda mikroskop ile bakıldığında onlarca tüycük görülür (B). İçi tüycüklerle dolu oval alanın büyüklüğü yaklaşık 1 mm2’nin 25’te biri kadardır.
Bu yapışma o kadar etkilidir ki örümceğin kendi ağırlığının 173 katı ağırlığa kadar etkisini devam ettirir. Buna karşın bacağını bükerek zemine temas eden tüycükleri açısını ve sayısını değiştirmesi Van der Waals moleküler çekim kuvvetinin ortadan kalkması için yeterlidir. Yani örümcek yapıştığı zeminde adım atarken asla zorlanmayacak şekilde yaratılmıştır.
Örümceğin ayaklarındaki tüylerin sayısının ve açısının ne kadar hassas mühendislik hesaplarına dayandığı ortadadır. Yaratıcımız Yüce Allah, örümceğin kullandığı çekim kuvvetini öyle ince ayarlamıştır ki böcek ne bir yere yapışıp kalmakta ne de bir yüzeyden tutunamadığı için düşmektedir
Bu hassas hesaplamaları uzun eğitimler sonucu öğrenmiş olan bilim adamlarının bu özelliği hücrelerinde kendi genlerine yazarak kendi ayaklarına eklemesi mümkün müdür? Bu kuşkusuz çok komik bir iddiadır. Ama evrimciler bizden örümceklerin bunu milyonlarca yıl önce yapabildiklerine inanmamızı beklerler. Üstelik örümceğin bu hassas fizik formüllerini bilmesi bile imkansızdır. Görüldüğü gibi evrim teorisinin hiçbir bilimsel yanı yoktur. Tek bilimsel açıklama yaratılıştır.

Elektrik Yüklü Ağlar

Bilimsel adı Uloborus Plumipes olan örümcek, sıkça rastlanan yapıdan daha farklı bir ağ kullanarak avlanır. Bu örümcek Allah’ın ilhamıyla, ağındaki iplikçiklere muhteşem bir “çekim etkisi” özelliği kazandırır. Tıpkı gömleğinize tozların yapışması gibi, Uloborus kullandığı özel teknik ile böceklerin iplikçiklere çekilip yapışmasını sağlar.

Uloborus plumipes, Uloboridae ailesine ait bir türdür. “Tüylü bacak dantel örücüsü” olarak bilinir. Ayrıca bahçelerde sıkça görülmelerinden dolayı “bahçe örümceği” olarak da isimlendirilirler.
Uloborus’un tekniği, İngiliz araştırmacıların bahçelerden dişi dantel örücü örümceği toplayarak ağ örmelerini yüksek çözünürlüklü kameralar ile kaydetmeleriyle keşfedilmiştir. Bu keşif ayrıca bazı mikroskobik teknikler ile örümceğin ağ üreten iç organlarının incelenmesi ile tamamlanmıştır.

Örümceğin kuyruğundaki ağ üretim bölgesinde yer alan memecikler (turuncu renkli) ve bunlardan üretilen ipek iplikçiler (eflatun renkli).

Bilim insanları örümcekleri incelediklerinde “cribellum” adı verilen ağ örme organın önemini fark etmişlerdir. Bu organ birçok örümcek türünde bulunmaz. Bir veya iki tane tabakadan oluşur ve bunlar, yoğun biçimde ipek çıkışının yapıldığı memecikler (spigotlar) ile çevrilidirler. Uloborusun ağ üretmede kullandığı bezler 1 milimetrenin %6’sı kadar olan boyları ile benzerlerinin en küçüğüdür. (2)

Bu, dünyanın en küçük ipek üretim merkezi, gözle görülemeyecek kadar küçük kanallar içerir. Bu kanallar o kadar küçüktür ki ifade etmek için nanometre denen oldukça küçük bir uzunluk birimi ile ölçülendirilirler. “Nano” sözcük olarak, bir fiziksel büyüklüğün bir milyarda biri anlamına gelir. (3) Bir nanometre ise, metrenin bir milyarda birine eşit bir uzunluk birimidir. Örneğin, insan saç teli çapının yaklaşık 100.000 nanometre olduğu düşünülürse ne kadar küçük bir ölçekten bahsedildiği daha rahat anlaşılabilir. Bir başka deyişle; bir nanometre, içine yan yana ancak 2-3 atom dizilebilecek kadar miniktir.

Örümcek 500 nanometre (1 milimetrenin 2.000’de biri) boyunda ve 50 nanometre (1 milimetrenin 20.000’de biri) çapındaki kanalları kullanarak ipeğini üretir. (4)
İpek öncelikle sıvı formunda cribellum bezinden salgılanır. Daha sonra örümcek ayağında bir tarağın dişleri gibi konumlanmış olan ve skopula olarak isimlendirilen kıllar ile iplikçikler taranır. İşte bu tarama sırasında iplikçiler statik elektrik ile yüklenirler. Bu durum, plastik bir tarak ile taradığımızda saçlarımızın elektriklenmesine benzer. Saçımızın elektriklenmesi işimize yarayan bir şey değildir ve çoğu zaman bundan hoşlanmayız ama Uloborus için durum tam tersidir. Çünkü örümcek iplikçiklerde oluşturduğu bu statik elektrik sayesinde avlarını ağına doğru çeker. (5)


Bilim insanları ağdaki bu çekim kuvvetinin, iplikçiklerin taranması sırasında ortaya çıkan ve Van der Waals olarak isimlendirilen moleküler düzeyde zayıf bir çekim kuvvetinden kaynaklandığını tespit etmişlerdir. (6)
Elektrostatik; duran veya çok yavaş hareket eden elektrik yüklerini ve bunların aralarındaki itme, çekme gibi etkileşimleri inceleyen bilim dalıdır. Elektrostatik yüklerin birbirine kuvvet uygulaması atomun yapısından kaynaklanır ve yükler negatif, pozitif ve nötr olarak sınıflandırılırlar. Elektrostatik yükler arasında oluşan kuvvetler nedeniyle aynı yükler birbirini ittiği gibi farklı yükler birbirini çekerler. (7) Elektrostatik iki yük arasında ortaya çıkan kuvvet, bilim insanlarınca bir formül yardımınca hesaplanabilir.

Günlük yaşamımızda elektrostatik kuvvetlerden pek çok farklı alanda faydalanılır. Lazer yazıcılar, fotokopi makineleri elektrostatik ilkeler kullanılarak tasarlanırlar. Tarım ilaçlamasında püskürtülen ilacın yapraklara yapışması, (8) arabaları boyamak için kullanılan boyanın kaportaya doğru çekilerek etrafa yayılmaması, elektrik santrallerinde havayı kirleten parçacıkların bacada yakalanarak dışarı salınmaması hep elektrostatik aracılığı ile sağlanır. (9)

Tüm bu sistemler geniş bir bilgi birikiminin ve bir dizi deneme ve testlerin sonucunda bilim insanlarınca geliştirilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; yakın zamanda gelişmiş teknoloji merkezlerinde ya da fabrikalarda hayata geçirilen bu sistemlerin daha üstününün bir örümceğin gövdesinde yaratılmış olmasıdır.
Bugün örümcek ipliğine benzer sentetik polimerler lifler yüksek sıcaklıklarda eriyikten çekme yöntemi ile üretiliyorlar. Bu lifler örümceğin iplikçiğinden en az 10 kat daha kalın olmalarına karşın (10) onlar kadar sağlam ve esnek değiller. Üstelik bizim teknolojimiz lifleri ancak yüksek ısılarda üretebilirken, örümcekler ısı salmadan çok daha ince lifler üretmektedirler ve bu lifler kauçuktan daha esnek ve çelikten daha sağlamdırlar.
Herhangi bir kuytu köşede veya bahçede otların arasında her an görebileceğiniz bir örümcek, sahip olduğu kimya, fizik ve mimari konularındaki bilgi birikimiyle Allah’ın yaratma sanatının apaçık delillerinden biridir. Allah bu canlıda sonsuz ilmini, yaratmadaki sınırsız gücünü bizlere göstermektedir. Örümceğe tüm davranışlarını ilham eden Allah’tır.

Kuşkusuz örümceğin ağ yapımında kullandığı ipeği üretmesi ve elektrik yükleyerek avlanması evrimcilerin iddia ettikleri gibi tesadüfler sonucunda meydana gelmiş olamaz. Bir örümcek, elektrostatiğin ne olduğunu da ondan nasıl istifade edileceğini de bilemez. Dahası ipeğe elektrik yüklemesini sağlayacak yapıyı önceden belirleyip buna göre bir tasarım yaparak bunu vücuduna yerleştirmesi mümkün değildir. Böyle bir düşünce hem bilimsellikten hem de mantık ölçülerinden de uzaklaşmak olacaktır.
Bugünkü teknoloji ile bile yanına yaklaşamadığımız bir malzeme olan ipeği üreten ve buna elektrik yükleyen sistemin kendi kendine ortaya çıkması ise kesinlikle mümkün değildir. Böyle bir iddiada bulunmak bir hezeyandan öteye gidemez. Elbette ki gökleri ve yeri yaratan Allah, örümceği de bu muhteşem sistemle birlikte yaratmıştır. Allah her şeyi eksiksiz yaratan, her türlü yaratmadan haberdar olandır. Allah’ın kusursuz yaratmasındaki düzen ve ölçü bir ayette şöyle bildirilmektedir:

“…O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.” (Furkan Suresi, 2)

Referanslar:
(1) http://www.digitaljournal.com/article/321267
(2) http://www.zmescience.com/science/biology/spiders-electrostatic-web-0534534/
(3) http://convert-to.com/conversion/length/convert-nm-to-m.html
(4) http://www.ox.ac.uk/news/2015-01-28-spider-electro-combs-its-sticky-nano-filaments
(5) https://www.popsci.com/spider-weaves-web-charged-silk#page-3
(6) http://www.ox.ac.uk/news/2015-01-28-spider-electro-combs-its-sticky-nano-filaments
(7) http://www.elektrikrehberiniz.com/elektrik/elektrostatik-nedir-13398/
(8) https://fizikdersi.gen.tr/elektrostatik-statik-elektrik-nedir/
(9) https://www.livescience.com/51656-static-electricity.html
(10) http://www.ox.ac.uk/news/2015-01-28-spider-electro-combs-its-sticky-nano-filaments

Hiç yorum yok