Breaking News

Canlıların Yaradılışı: Baykuşlar Neden Üstün Bir Avcıdır?


 

Baykuşlar Neden Üstün Bir Avcıdır?

Geceleri birçok canlı için saklanma ve uyuma zamanı iken, bazıları için avlanma vaktidir. Gece avcılarının en iyilerinden olan baykuşlar Allah’ın bu özel donanımlara sahip olarak yarattığı varlıklardır. Baykuşun avlanabilmek için ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olarak yaratılmış olması Allah-u Teala’nın şefkatinin eseridir. Allah, baykuşa rızkını bu şekilde nasip etmektedir. Baykuşa da tüm canlılara da rızkını veren Allah’tır. Zariyat Suresi’nde şöyle buyurulur:

“Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir.” (Zariyat Suresi, 58)


 

Asimetrik kulaklar ve Keskin İşitme Kabiliyeti

Baykuşların işitme sistemi pek çok canlıya göre oldukça üstündür. Kulakları gözlerinin arkasında, kafanın yanlarında bulunur. Bir baykuşun duyum eşiği insanınkinden farklı değildir. Ancak Allah baykuşları belli frekanslardaki seslere daha duyarlı yarattığından yaprakların veya çalıların altındaki avlarının çıkardıkları en ufak sesleri bile duyarlar.

Bu özelliklerden ilki pek çok canlıya göre oldukça üstün olarak yaratılmış olan işitme sistemidir. Baykuşun kulakları gözlerinin arkasında, kafanın yanlarında bulunur. Bir baykuşun duyum eşiği insanınkinden farklı değildir. Ancak Allah baykuşları belli frekanslardaki seslere daha duyarlı yarattığından çalıların veya kar örtüsünün altındaki avlarının çıkardıkları en ufak sesleri bile duyarlar.

Video oynPeçeli baykuş gibi bazı türlerin, kulaklarından biri diğerinden daha yukarıdadır. Bu türlerin, sesleri kulak deliklerine yönlendiren bir nevi radar çanağı görevi gören yüz yuvarlakları vardır. Bu yuvarlağın şekli özel yüz kasları kullanılarak isteğe göre değiştirilebilir. Ayrıca baykuşun gagası ses dalgalarının üzerine toplandığı alanın artması için aşağı doğrudur.

Bir baykuş, bu son derece hassas kulakları; yaprak, yeşillik hatta kar altındaki avının hareketlerini dinleyip yerini tespit etmede kullanır. Baykuş avının yerini duyduğu sesin sol ve sağ kulak tarafından algılanma zamanları arasındaki farktan tespit eder. Örneğin eğer ses baykuşun sol tarafından geliyorsa, o zaman sol kulak bunu sağ kulaktan önce duyacaktır.

Avın çıkardığı sesler baykuşun kulaklarına farklı zamanlarda ulaşır. Bu fark (ITD) çok küçüktür. İki ses dalgası arasındaki farklılık sadece kulağa varış vaktinden ibaret değildir. İki dalganın şeklide ufak da olsa farklıdır (a). Baykuşun içinde yer aldığı küresel bir alan içinde kulaklara gelen seslerin titreşimleri (frekansları) da farklılık gösterir. Mor çizgiler sol kulağa önce gelen dalgalara, eflatun çizgiler ise sağ kulağa aittir aittir(b). 6 kHz.’lik frekansa ait ses dalgalar için oluşturulan Mavi çizgiler sağ kulağa, yeşil çizgiler ise sol kulağa gelen ses seviyesine aittir (c).


Bu canlandırmada baykuşun kafasının iki yanındaki karaltılar kulakların yerini gösteriyor. Baykuşlarda Kusursuz hedef tespiti için kulaklar kafatasına asimetrik olarak yerleştirilmiş. Gaga yüze yansıyan ses dalgalarına engel olmaması için eğimli bir biçimde yüze basık bir şekilde yaratılmıştır.

Kafasını çeviren baykuş, sesi her iki kulağıyla aynı anda duyduğunda avının tam karşısında olduğunu anlar. Baykuşlar sol/sağ zaman farkını saniyenin otuz üç binde biri saniye farkla teşhis edebilirler.

Bir baykuş asimetrik ve aynı olmayan kulak deliklerini kullanarak sesin aşağıdan mı yoksa yukarıdan mı geldiğini de anlayabilir. Sola, sağa, yukarı, aşağı işaretlerin çevirisi anında baykuşun beyninde birleştirilir ve ses kaynağının bulunduğu yerin zihinsel görüntüsü oluşur.

Baykuşun beyni ile ilgili yapılan çalışmalarda, işitmeyle ilgili olan bölümünün diğer kuşlarınkinden çok daha karmaşık olduğu ortaya çıkmıştır. Bir peçeli baykuşun beyninin bu bölgesinde en az 95.000 nöron (sinir hücresi) olduğu saptanmıştır. Bu, karganın aynı iş için kullandığı sinir sayısının tam üç katıdır

 

Dürbün Gibi Gözler

Allah’ın baykuşlara bahşettiği üstün özelliklerinden bir diğeri de gözleridir. Bütün kuşların gözleri başlarının yan taraflarında yer alırken baykuşların gözleri, tıpkı insanlarınki gibi öndedir. Gözlerinin öne doğru olması baykuşlara dürbün görüşü sağlar (bir nesneyi aynı anda iki gözle görmek). Hayvan dürbün görüşü sayesinde nesneleri üç boyutlu olarak görüp hatasız bir uzaklık tespiti yapabilir.

Baykuşun retinasında çubuk hücresi olarak adlandırılan ve ışığa karşı oldukça duyarlı olan çok sayıda hücre bulunur. Bu hücreler ışığa ve harekete çok duyarlı olmalarına rağmen, renklere karşı o kadar hassas değildirler.

Renge tepki veren hücrelere koni hücreleri denir. Baykuşlarda bu hücrelerden çok az bulunur. Bu yüzden de baykuşlar ya siyah beyaz ya da çok az renk görürler. Ancak bu, keskin işitme ve görme duyularına sahip olmaları nedeniyle bir dezavantaj oluşturmaz.


İki gözün birlikte oluşturduğu görüş alanı 110 derecedir. Pek çok canlı ile kıyaslandığında çok geniş bir görüş alanı değildir. İki gözün görüş alanlarının çakışması ile oluşan stereoskopik (binokülar) görüş alanı ise 70 derecedir. Bu bölge tünel görüşü olarak da isimlendirilir ve baykuşun uzaktaki bir cisme olan mesafesini hassas olarak belirlemesine imkân verir. Başını hemen her yere döndürebilme yeteneği sayesinde baykuş bu alanı çevresini tam bir daire oluşturabilecek şekilde tarayarak avının tam yerini kolaylıkla tespit edebilir.

Pek çok kimse olağanüstü gece görüşleri olduğundan dolayı, baykuşların genellikle güçlü ışıkta göremediklerini zanneder. Bu doğru değildir, çünkü Allah gözbebeklerinde doğru miktardaki ışığın retinanın üzerine düşmesini sağlayan geniş bir ayarlama özelliği yaratmıştır. Hatta bazı baykuş türleri parlak ışıkta insanlardan bile daha iyi görürler.


Baykuşun gözü ve gözbebeği insanınkine kıyasla oldukça büyüktür. Ayrıca merceğin (lens) arka tarafının dış bükeyliği ile retinanın iç bükeyliği iç içe iki daire oluşturacak biçimde birbirine paraleldir. Retinada siyah-beyaz görmede kullanılan çomak hücrelerinin çok fazla olması sayesinde baykuş geceleri düşük ışıkta bile etrafını rahatlıkla görebilir.

 

 Soğuğa Karşı Ekstra Dayanıklı

Gece avının bir diğer zorluğu hava sıcaklığının düşmesidir. Allah, baykuşlara bu zorluğa karşı da bir farklı bir özellik vermiştir. Vücut yapılarını incelediğimizde diğer yırtıcı kuşlar içinde en kalın tüylere sahip olanların baykuşlar olduğunu görürüz.

Karlı bölgelerde yaşayan bu baykuş türünün özellikle bacaklarının ve ayaklarının üzerinde son derece kalın tüyler vardır. Allah’ın onları donattığı bu özel yaratılış sayesinde baykuşlar soğuktan etkili bir şekilde korunmuş olur.

 

Üstün Kamuflaj Özelliği

Tüyleri baykuşu yalnızca soğuktan korumakla kalmaz, tüylerinin üzerindeki desenler bazı türlerin düşmanlarından kamufle olmasını sağlar. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta üst üste duran iki baykuş yer almaktadır. Ne var ki tüylerinin rengi ve duruş pozisyonları onları ağaç gövdesinden ayırt etmeyi neredeyse imkânsız hale getirmektedir.

Baykuşların üzerlerinde bulundukları ağaçlara ya da aralarına girdikleri çalılara ya da üzerine kondukları kar örtüsüne benzemesi düşmanlarının onları fark etmelerini önler. Elbette kamuflaj yapan baykuşlar, korunmak amacıyla vücutlarını yaprağa, bir dala ya da bir çiçeğe kendi kendilerine benzetmiş değildirler. Hatta onlar bu benzerlikler sayesinde korunduklarının bile farkında değildirler. Ama buna rağmen istisnasız bütün baykuş türleri çok ustaca kamuflaj yapmaktadır. Baykuştaki ve canlılardaki bu savunma mekanizması kamuflajın özel olarak yaratılmış bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan birer delildir.

Hiçbir canlı böyle bir işlemi kendi kendine ya da tesadüfen gerçekleştiremez. Elbette ki canlılara kamuflaj yeteneğini veren, renk değişimini gerçekleştirecekleri kimya laboratuvarlarını vücutlarına yerleştiren üstün akıl ve bilgi sahibi olan Allah’tır.

Örneğin, göz benzeri benekleri olan baykuşun (Glaucidium perlatum) başının arkasında belirgin gözleri bulunan taklit bir yüz bulunur. Allah’ın baykuşta özel olarak yarattığı bu taklit yüz, arkadan gelen düşmanları caydırıp uzaklaştırmak içindir.


Baykuşun başının arkasındaki tüyler göz ve gaga gibi görünmektedir. Üstün kamuflaj yeteneği ile yaratılmış baykuşa ekstra bir savunma sağlamaktadır.

 

Sessiz Uçuş İçin Yaratılmış Özel Tüyler

Baykuş, tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirir. Bu, Allah’ın baykuşa avına sessizce yaklaşabilmesi için verdiği bir üstünlüktür. Baykuş, süzülerek alçaldığında ayakları bir uçağın iniş takımları gibi aşağıya doğru uzanır ve sessizce avını yakalayıp etkisiz hale getirir.


Baykuşun sessizce uçabilmesinin sırrı kanatlarındaki özel yaratılıştır. “Aerodinamik ses” hava akımından kaynaklanan girdaplarla oluşur. Girdaplar büyüdükçe ses de artar. Baykuşun kanadında pek çok pürüzlü çıkıntı olduğundan, büyük girdaplar yerine küçük girdaplar oluşur. Bu sayede de son derece sessiz bir uçuş gerçekleşir.


Baykuşun kanat tüyü (a). Tüyün yakından görünümü (b). Tüyün ucundaki pürüzler


1. Baykuş tüyü 2. Pürüzlü çıkıntılar 3.Pantograf

Hızlı trenlerin tünellerde karşılaştıkları ses sorununu çözmeye çalışan Japon mühendisler, bir baykuşu rüzgâr tünelinde teste tabi tutup incelediklerinde benzer bir modelle sorunu çözebileceklerini düşündüler. Böylece bir örnek olmaksızın yaratan Allah’ın bu canlıya verdiği bir özellik, doğadaki diğer pek çok benzeri gibi insanlar için örnek oldu.

Sonunda trenin üzerindeki gürültü, Allah’ın baykuş tüylerindeki yarattığına benzeyen kanat şeklinde pantograflar kullanılarak etkin biçimde azaltıldı… Japonların geliştirdikleri bu model, benzerleri içinde “işini en sessiz olarak yapan” ünvanını almaya hak kazandı.

 

Her Yeri Görebilmek İçin Tam dönebilen Boyun

Başın ön tarafına yerleştirilmiş olan gözler oldukça büyüktür. Bazı türlerde vücut ağırlığının yüzde beşini gözler oluşturur. Bu oldukça büyük bir orandır. Eğer bizim için de böyle bir oran geçerli olsaydı gözlerimizin büyüklüğünün iri bir greyfurt kadar olması gerekirdi.

Allah’ın baykuşun gözlerinin böyle büyük olarak yaratmış olmasının hikmetlerinden biri özellikle az ışıklı durumlarda verimliliğini arttırmaktır. Gözün şekli de küre değil uzatılmış bir tüp gibidir. Bunlar kafatasındaki Sclerotic halkalar adı verilen kemiksi yapılar tarafından yerlerinde tutulurlar. Bu nedenle gözlerini oynatamazlar yani sadece doğrudan önlerine bakabilirler!


Baykuşun kafatasındaki göz çukurları gözlerinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Baykuşların doğrudan önlerine bakabilmeleri kesinlikle bir eksiklik değildir. Baykuştaki kusursuz yaratılış boyunlarının büyük dönüş kapasitesi ile tamamlanmıştır. Kuşun uzun ve esnek boynu, tüyler arasına saklandığından hiç yokmuş gibi görünür

Biz insanlar başımızı hiç oynatmadan gözlerimizi çevirip etrafımıza bakabiliriz. Bu özellik bizler için büyük kolaylıklar sağlamak için yaratılmıştır. Ancak baykuşlar gözlerini sağa – sola çevirip bakamazlar, çünkü gözleri göz çukurlarının içinde sabit durur.  Bu, sürekli av peşinde olan ve etrafındaki hareketlilikleri izlemek zorunda olan bir hayvan için oldukça olumsuz bir durum oluşturabilir. Ancak hiçbir baykuş böyle bir olumsuzlukla karşılaşmaz. Çünkü Allah, baykuşları üstün bir avcı kılan özellikler ile yaratmıştır.

Allah’ın baykuşlara bahşettiği üstün özelliklerinden bir diğeri de  başlarını diledikleri yere çevirip görüş alanlarını değiştirebilmeleridir. Baykuşlar doğada örneği pek az rastlanabilecek hareket kapasitesine sahip bir boyun ile yaratılmıştır.

Onlar kafalarını neredeyse tam bir daire çizecek şekilde çevirebilirler. Eğer Biz bunu yapmaya kalkışsaydık beynimize giden kan dolaşımı kesintiye uğrar ve bayılırdık. Eğer biri bu çevirimi tamamlamak için zorlasaydı kuvvetle muhtemel ölürdük.[1]

Peki, baykuşlar nasıl oluyor da başlarını bu kadar çok çevirebiliyorlar?

Baykuşların boyunlarını bu kadar çok çevirebilmelerinin nedeni diğer canlılardan çok farklı bir kemik ve damar sistemi ile yaratılmış olmaları. Bu özellik sayesinde, damarlar zarar görmüyor ve baykuş kafasını 270 derece çevirdiğinde bile kafasına kan akışı kesilmiyor.[2]

Baykuşların boynu insan boynundan daha esnek yaratılmamış olsaydı başlarını bu kadar çok çeviremezlerdi. Onlardaki bu esneklik özelliğini temel kaynağı boyunlarındaki kemikler.  Onlarda 14 boyun kemiği varken bizde 7 tane var. Ama asıl yaratılış mucizesi baykuşun oksijenli kanı beynine taşıyış şeklinde saklı.


Baykuşun boynundaki özel yaratılış sayesinde; başını hem gövdesi çevresinde tam çevirebilir hem de düşeyde arkaya doğru tersten bakabilecek kadar bükebilir.


Baykuşun boynunu oluşturan omurlarda “canal caroticus” olarak adlandırılan oldukça geniş bir oluğun içerisinde iler. Bu kuşun başını döndürmesi damarlardaki kan akımının kesilmesini önler. Resimde kanalı oluşturan omurların uçları yeşil ile işaretlenmiş.

Kuşun boynunu oluşturan omurlardan 3.omur ile 11. Omur arasında, omurlar üzerinde büyük bir boşluk bulunur. Baykuşlarda büyük atardamar insandaki gibi boynun yan tarafında değil, omuriliğin hemen önünde omurlar üzerinde yer alan bu boşlukta, dönme merkezine yakın bir yerden geçer. Bu boşluk diğer tüm kuşlarınkinden geniş yaratılmıştır. Böylece “canal caroticus” olarak adlandırılan bir oluğun içerisinde ilerleyen damarlar, başın dönmesi esnasında burulma ve gerilmeye maruz kalmaz. Böylece kuşun zarar görmesinin önüne geçilmiş olur.[3]

Baykuşun boynundaki yaratılış örneği bunlarla kısıtlı değil. Baykuşlar ana atardamara ek olarak bağlantı sağlayan ve kan için alternatif dolaşım yolu olanağı sunan çok sayıda küçük damara sahip olarak yaratılmıştır. Böylece kuşbaşını çevirirken ana damar bir nedenle engellenirse yedek damarlar devreye girmektedir. Sadece damarların dallanması değil, geçiş yolları onları yaratan yüce Allah’ın üstün aklının eseridir:

Ana atar damar boyuna girerken küçük bir dala ayrılır. Bu dal omurun üzerindeki boşluktan değil, omurun yan tarafındaki ”transverse foramen” ismi verilen özel bir boşluktan ilerler. İnsanda boyun kemiklerindeki bu boşluk sadece damarın sığabileceği genişliktedir. Baykuşta ise boşluk damardan 10 kat daha geniştir ve hava torbacığı içinde yer alır.[4]

Dolaşımın kesilmesi ihtimaline alınmış bir karşı bir diğer tedbir tedbirde boynun kafatası ile birleştiği noktada yer alır. Boyun atardamarı kafatasının alt bölümüne girdiği noktada büyük bir genişleme yaparak özel hazneler oluşturur. Bilim adamlarının “r. İnternal carotid, r. Maxillary ve r. Mandibular” olarak isimlendirdikleri bu hazneler birer kan deposu gibi kullanılır. Bu beyindeki kan akışının depolar bir anlık dahi olsa kesilmemesi için alınmış önemli bir tedbirdir.[5]

Kan haznelerinin bitiminde damarlar yeniden dallanırlar (I. Stapedial, I. cerebral carotid, r.cerebral carotid, r. Stapedial). Dallanama yapan damarlardan, r. cerebral carotid  ve I. Cerebral carotid  isimli iki tanesi kafatasının içinde[6] önce birleşerek sonra da yeniden dallanarak oluştururlar. Bilim adamları damarların bu özel birleşim ve ayrım şeklini I-tipi inter-carotid anastomoz olarak isimlendirilirler. Kuşlar âleminde baykuşundan farklı olarak X tipi ya da H tipi olarak isimlendirilen damar birleşim-ayrım tipleri mevcuttur. Ancak baykuştaki I Tipi özellik beyne giden damarlarda sabit bir biçimde bilinen en yüksek kan akışını sağlar.

Baykuşun boynunu oluşturan omurların ve buradan geçen damarların yapısı birbirini tamamlayan karmaşık bir sistem şeklindedir. Bu sistemde baykuşa has pek çok özellik bulunması, Evrim Teorisi savunucularının tüm canlıların kademeli bir şekilde tesadüfi değişimlerle oluştuğu iddiasının gerçek olamayacağının açık bir göstergesidir.

Sistemde birbirini tamamlayan biri olmadığı zaman diğerinin olmasının bir anlam ifade etmediği yapısal özelliklerin evrim ile açıklanması imkânsızdır. Söz gelimi damarların I tipi birleşimin yapıldığı yerde kan akışının çok olması için oldukça geniş bir damar oluştururlar. Bu birleşimin olduğu yerde kafatasının içinde yeteri büyüklükte bir kanal olmasaydı, buradan geniş bir damarın geçişi mümkün olmayacaktı. Damarın geniş ama içinden geçtiği kanalın dar olması durumunda baykuşun kafasındaki kan dolaşımında sorunlar çıkacak, başını döndürmenin dışında kuşunda hayatı tehlikeye girecekti.

Baykuşta bunun gibi çok sayıda özellik olduğunu düşünen aklıselim her insan kabul eder ki, bir yerde işleyen mükemmel bir düzen varsa, bu düzen mutlaka biri tarafından önceden hazırlanmış olmalıdır. Planlayan, tasarlayan ve uygulayan olmadan düzen olmaz. Şüphesiz Baykuşun boynundaki bu mükemmel yapının sahibi de yerle gök arasındaki tüm canlıları yaratan ve tüm işleri düzenleyen Allah’tır.

 

Yazar / Onur Yıldız Biyolog / İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü

 

Referanslar

1-www.bbc.com/turkce/haberler/2013/02/130201_owl_head_swivel
2-www.hopkinsmedicine.org/news/media/releases/owl_mystery_unraveled_scientists_explain_how_bird_can_rotate_its_head_without_cutting_off_blood_supply_to_brain
3-https://nsf-scivis.skild.com/skild2/nsf2012/viewEntryDetail.action?pid=40747
4-www.hopkinsmedicine.org/news/media/releases/owl_mystery_unraveled_scientists_explain_how_bird_can_rotate_its_head_without_cutting_off_blood_supply_to_brain
5-https://nsf-scivis.skild.com/skild2/nsf2012/viewEntryDetail.action?pid=40747
6-Damarların kafatasında önce birleşerek sonra ayrışarak X şekli oluşturduğu bu yer hipofizeal çukur olarak isimlendirilir.

Video oynatıcı

Hiç yorum yok