Breaking News

Evren: Görülemeyen Yıldızlar: Kara Delikler


 

Görülemeyen Yıldızlar: Kara Delikler

Evrenin en gizemli gök cisimleri…

Yakınlarındaki her şeyi yutuyorlar. Dev yıldızları bile…

Hiçbir şey onların çekiminden kaçamıyor…

Kapkaranlıklar…

Çünkü ışığı bile yutuyorlar…

Muazzam büyüklükte bir çekim kuvvetine sahip olan Karadeliklerden bahsediyoruz. Böylesine ilginç özelliği olan bir gökyüzü cisminden bahsedince insanın aklına ister istemez karadeliklerin nasıl oluştuğu sorusu geliyor.


Bundan 200 yıl önce astronomi ile ilgilenen bazı kişiler uzayda görülemeyen yıldızların mevcut olabileceğini öne sürüyordu. Fakat bu görünmezliğin sebebinin yıldızdan çıkan ışığın yüksek çekim gücü nedeniyle tekrar yıldız yüzeyine düşmesi olduğu açıklaması yapılamıyordu.

 

Uzaydaki Karanlık Girdaplar Nasıl Oluşuyor?

Enerjisi biten büyük kütleli yıldızların yaşamlarının son döneminde yaşadıkları şiddetli patlamaya ‘süpernova patlaması’ denir. Süpernova olarak patlayan bir yıldız, kütlesinin %95’ini uzaya fırlatır, geride kalanlar ise büzülür. Yüzeyleri parlak be­yaz bir renk alır ve sıcak hallerini korurlar. Böyle büzülmüş ve çökmüş bir yıldız uzaktan sönük görülür ve bunlara ‘beyaz cü­ce’ denir. Bir yıldız beyaz cüce haline büzülürken, eğer kütlesi ortalama Güneş kütlesi (1,989×1030 kg) kadar ise, ufak bir patlama ile dış bölgesindeki maddeyi gaz bulutları şeklinde uzaya fırlatır.


Sirius A ve Sirius B yıldızları. Sirius B, çok daha parlak olan Sirius A’nın sağında sönük mavi bir nokta olarak görünüyor.

Beyaz cüce halindeki bir yıldız büzülme evresinde şiddetle patlayabilir. Böyle bir yıldızın atomlarındaki elektronlar üzerlerindeki basınca dayana­maz, elektronlar protonlarla birleşir ve nötronları oluşturur. Böylece yıldızda nötrondan başka bir şey kalmaz.

Yıldızdaki nötron­lar birbirlerine dokununcaya kadar sıkışır. Bu aşamada yıldız bir asteroid (uzaydaki kaya parçaları) bo­yutunda olmasına karşın kütlesi 10 güneş kütlesi kadar olabilir. Astronomlar böyle içine çökerek oluşan yıldızları “nötron yıldızları” olarak isimlendirmektedirler.

Eğer yıldızın büzülen kütlesi çok büyükse mesela 30 Güneş kütlesi kadar ise, yıldızın içindeki nötronlar da çekim gücüne dayanamaz ve daha da sıkışır. Buradaki çekim gücü o kadar yüksektir ki, yıldız kendi içine kapanarak gittikçe hacmi küçülür.

Uzayda kendi ekseni etrafında dönen çekim gücü çok büyük kimi kozmik cisimler, yakın çevrelerindeki hem uzayı hem de zamanı bükerler. Bilim adamları bu olayı “Lense-Thirring etkisi” olarak isimlendirirler.


Çizimde Uzay-zaman bükülmesi iki boyutlu olarak gösteriliyor. Maddenin varlığı, uzay-zamanın geometrisini değiştirir. Bu bükülmüş geometri yerçekimi olarak tanımlanır. Şunu göz ardı etmemek gerekir ki, şekildeki beyaz çizgiler uzayın bükülmesini değil, bükülmüş uzay-zamana uyarlanmış koordinat sistemini temsil etmektedir. Yani düz bir uzay-zamanda beyaz çizgiler de doğrusal olurlardı

Kütlesi çok büyük olan yıldızlar yakın çevrelerindeki uzayı, bir çarşaf yüzeyine bırakılan ağır bir gülle gibi büküp büzüştürürler. Karadeliklerde bu olgu o kadar şiddetlidir ki, uzay çöke çöke adeta dipsiz bir kuyu haline gelir. Uzay yırtılır ve delinir. Evreni esnek bir kumaş gibi düşünürsek kumaş üzerine bırakılacak tonlarca ağırlıktaki bir demir bilye, kumaşı bir külah gibi çukurlaştıracak hatta delecektir. Karadelikler de, evreni tıpkı bu demir bilye gibi çukurlaştırır hatta deler.

Kara deliğin bu çukurlaştırma etkisi; yani büyüklüğü tamamen kara deliği oluşturan yıldızın kütlesi ile ilgilidir. Örneğin Güneş’imiz yarıçapı yaklaşık üç kilometre olan bir küre içine (yani ebatlarının dört milyonda biri kadar bir hacme) sıkıştırılmış olsaydı, bir kara delik haline gelirdi. Hatta Güneş’imizi 1cm³ hacmine sıkıştırabilseydik, bu kez 1cm³’lük bir karadelik yapmış olurduk. Fakat bu durumda sistemimizdeki gezegenlerin yörünge hareketlerinde bir değişiklik olmayacaktı; yani Güneş Sistemi’mizdeki gezegenler bu 1cm³’lük kara deliğin Güneş’inkine eş çekim kuvvetinde, yörüngelerinde dönmeye devam edeceklerdi. Buradan da anlaşılmaktadır ki bir karadeliğin uzay –zamanı bükme özelliği ya da çevresindeki gök cisimleri yutma kapasitesi büyüklüğü ile orantılıdır.


Burada “yakınımızdaki bir yıldızın kara deliğe dönüşüp dünyamızı yutabilir mi?” gibi bir soruş aklınıza gelebilir. Dünyamız Allah’ın dilemesiyle böyle bir tehlikeden uzak olarak yaratılmıştır. Bize Güneş dışında bize en yakın yıldızın bile bir hayli uzakta ve küçük olması nedeniyle olası bir yutma olayı mümkün görünmemektedir.


Güneş’ en yazın yıldız 4,37 ışık yılı uzaktaki Alfa Centauri isimli üç yıldızlı bir yıldız sistemidir. Resimde Alfa Centauri yıldız sisteminde yer alan üç yıldızın büyüklüklerinin Güneş’le karşılaştırmasını görebilirsiniz.


Karadelikler, kendi içine tek bir noktada yumak haline gelerek, evrenin bulundukları bölgesini bir dondurma külahı gibi büker (çukurlaştırır). Aslında uzay ve zamanı bükme yalnızca kara deliklere özgü değildir. Bükülme gök cisminin kütlesine (çekim kuvvetine) göre değiştiği için kara deliklerde çok daha bariz hale gelmektedir. Yukarıdaki şekilde bir karadeliğin, beyaz cücenin, nötron yıldızının ve Güneşin uzayda nasıl bir bükülmeye sebep oldukları görülmektedir.

Uzaydaki karadelikler o kadar güçlü bir çekim alanına sahiptir ki yakın çevrelerinde ne varsa hortum gibi emip yutarlar. Bu çekim alanından ışık bile kurtulamaz. Kendinden yayılan ışığı bile kendi içine çekip soğurduğu için dışarıdan görünmezler. Onlara bakabilseydiniz göreceğiniz çevresindeki her şeyi içine çeken kapkara bir boşluk olurdu. Bu nedenle bugün bilim adamları bu kozmik girdapları ‘karadelik’  ismini vermektedirler.

On the left, an optical image from the Digitized Sky Survey shows Cygnus X-1, outlined in a red box. Cygnus X-1 is located near large active regions of star formation in the Milky Way, as seen in this image that spans some 700 light years across. An artist's illustration on the right depicts what astronomers think is happening within the Cygnus X-1 system. Cygnus X-1 is a so-called stellar-mass black hole, a class of black holes that comes from the collapse of a massive star. New studies with data from Chandra and several other telescopes have determined the black hole's spin, mass, and distance with unprecedented accuracy.

Galaksimizde yıldızlar çoğunlukla çift halinde bulunurlar ve ortak bir merkez etrafında yörünge çizerler. Bu çift halindeki yıldızlardan biri karadelik ise, diğer yıldızdan karadeliğe madde akışı gerçekleşir.


M87 galaksisinden çıkan bu akış, muhtemelen kütlesi üç milyar güneş kütlesi olan bir dev kara deliğin etkisiyle oluşmuştur. Akışın yalnızca, bize doğru yönelen bir tarafı görünmektedir.

 

Işık Bile Onlardan Kaçamıyorsa Kara Delikler Nasıl Tespit Ediliyorlar? 

Gökada’mızda yıldızlar çoğunlukla çift halinde bulunurlar ve birbirlerinin çevresinde dönerler. Bu çift halindeki yıldızlardan biri karadelik ise, diğer yıldızdan karadeliğe madde akışı gerçekleşir.  Karadeliğin çok yakınında kütle çekim kuvveti çok büyük olduğundan çevresinde dönen maddenin enerjisi çok fazla olur ve bu enerji, sürtünmeyle ısıya dönüşerek ışımaya başlar. Sıcaklık milyar dereceye çıktığında ışıma X-ışınları seli olarak ortaya çıkar. Buna ölmekte olan bir maddenin çığlığı da denebilir.

Aslında bir kara deliği tespit edip tanımlamak sanıldığı kadar karmaşık bir olay değildir. Çünkü kara delikler çok az sayıdaki parametrelerle tanımlanabilirler. Bu onların şaşırtıcı özelliklerinden bir tanesidir. Bir kara deliği yaşadığımız evrende tanımlayabilmek için yalnızca üç parametre yeterlidir. Bu parametreler: Kütleelektriksel yük ve açısal momentumdur. 1967’den beri kara delikler yalnızca bu üç parametreyle tanımlanırlar.[1]

Kara deliklerin tüm diğer parametreleri (boyu, biçimi vs.) bunlarla belirlenir. Oysa uzayda bir gezegeni, tanımlayabilmek için ona ait kimyasal bileşimelementlerin farklılaşması, taşınımatmosfer gibi yüzlerce parametrenin bilinmesi gereklidir.  Bu bizlere üzerinde yaşadığımız gezegenin ne kadar özel olduğuna işaret etmektedir. Çünkü yaşamın varlığının devam etmesi hep bu parametlerin belli birer değerde olması ile mümkün olmaktadır. Bir parametredeki sapma canlılığın yok olması anlamına gelmektedir.


Faklı büyüklükteki karadeliklerin olay ufukları ve çekim kuvvetleri de farklı olmaktadır. Bu resimde olay ufku sadece 75 kilometre genişliğinde olmasına rağmen 10 güneş kütlesine sahip, dönmeyen bir kara deliğin 600 kilometre uzaklıktan simülasyon görünüşüne yer verilmiştir. Bu kütlede bir karadeliğin, bu uzaklıkta yarattığı ivmelenme, Dünya yüzeyindekinin yaklaşık 400 milyon katıdır.

Kara delik içeren bir cismin ilk gözlemi, 1971’de Uhuru uydusu tarafından yapıldı. Uydu Kuğu takımyıldızının en parlak yıldızı olan Cygnus X-1 çift yıldızında bir X ışınları kaynağı olduğunu saptamıştı.[3]


Uhuru uydusu tarafından kara delik içerdiği tespit ettiği gözlemlenen Cygnus X-1 çift yıldızı.

En büyük karadeliklerin galaksilerin merkezlerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Buralardaki kara delikler birkaç milyarlık “güneş kütlesi”ne kadar çıkabilen devasa bir kütleye sahip olabilirler ve bu durumda “dev kara delik” (veya galaktik kara delik) adını alırlar.[4]

Galaksilerin merkezlerinde dev kara delikler bulunsa da bu galaksi ne kadar büyük olursa merkezdeki kara deliğin de o kadar büyük olacağı anlamına gelmemektedir. Gökbilimcilerin bugüne dek görülen en büyük ikinci kara delik bunun açık bir delilidir:

NGC 1277 galaksisi, bizim içinde bulunduğumuz Samanyolu’nun dörtte biri boyutlarında. Ancak Samanyolu’nun merkezindeki deliğin tam 4 bin katı boyutunda bir kara deliği var. Bu deliğin kütlesi, Güneş’inkinin yaklaşık 17 milyar katı.[5]

Normalde karadeliklerin bulundukları galaksilerin yoğunluğunun binde birini kapsadıkları bilinirken, yeni keşfedilen dev kara delik NGC 1277’nin yoğunluğunun yüzde 14’ünü oluşturuyor.[6]

Dev karadeliğin genişliği, Neptün’ün Güneş’in etrafındaki yörünge hareketinde dolandığı alanın neredeyse 11 katı. Bu oldukça şaşırtıcı bir büyüklük o kadar ki keşfi yapan araştırma ekibi kara deliğin yoğunluğunu yanlış tespit ettiklerini düşünüp araştırmanın sonuçlarının doğruluğunu teyit etmek için bir yıl süren değerlendirmeler yaptı.[7]


Resim NGC 1277 galaksisinde bulunan kara deliğin büyüklüğünü anlatmak için hazırlanmış. Dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesi bir nokta olarak görülüyor. Mavi çember ise Neptün yörüngesini gösteriyor. Kar deliğin büyüklüğünü bunları siyah daire ile kıyaslayarak anlayabilirsiniz.

 

Kara deliklerin Olay Ufku ve Amansız Çekim Kuvveti

Karadeliklerin huni ağzını andıran çevresinde ‘olay ufku’ (event horizon) denilen güçlü bir çekim alanı vardır. Olay ufku bölgesine düşen her şey içeri alınır. Yani olay ufku sınırlarına giren bir cisim için artık geriye dönüş yoktur.[8]

Olay ufkunun etki alanı karadeliğin kütlesi ile orantılı olarak artar. Karadeliğin kütlesi ne kadar büyükse olay ufkunun yüzey alanı da o kadar geniş olur. Sözgelimi Kütlesi Güneş‘in kütlesine eşit olan bir kara deliğin yarıçapı yalnızca yaklaşık 3 km’dir. Kütlesi 10 güneş kütlesi olan bir yıldız ise içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km. olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur.

Olay ufkunun tam merkezinde, karadeliğin bütün maddesinin toplandığı, sonsuz yoğunlukta olan noktaya ‘tekillik’ (singularity) adı verilir.


Karadeliğin huni ağzını andıran çevresi ‘olay ufku’dur. Olay ufkunun alttaki küçük ağzı ise ‘tekillik noktası’dır. Bir cisim olay ufku bölgesine girdiyse geri çıkamaz ve karadelik tarafından yutulur.

Tekillik noktası karadeliğin en etkili bölgesidir. Tekillik noktasında çekim sonsuza yaklaşır. Bilim adamlarının hesaplamalarına göre, yoğunluk değeri 1094 gr/cmolarak biliniyor. Suyun yoğunluğunun 1, demirin ise 7 olduğu düşünülürse, bu değer matematiksel olarak sonsuz kabul edilir. Bu durumda karadelik, uzay-zaman (evren) ortamında sonsuz derinlikteki bir kuyu veya huni şeklindedir.

Bugün bir kara deliğin merkezinde (tekillikte) tam olarak ne olup bittiği, burada hangi fizik kurallarının nasıl işlediğini bilinmemektedir. Buna karşılık, uygulanan çeşitli dolaylı yöntemler sayesinde, yakın çevresinde hüküm süren fiziksel koşullar ve çevresi üzerindeki etkisi mükemmel biçimde tanımlanabilmektedir.

Bilim adamaları karadeliğin tekilliğinde madde gibi zaman da son bulmaktadır. Yani zaman durmaktadır. Zamanın durduğu bu yerde ise fizik yasaları da geçerliliğini yitirmektedir.


Resimde Bir kara deliğin olay ufkunun yakınındaki küçük bir gezegen canlandırılmış

Bir karadeliğin etrafına bıraktığı çekim dalgaları çevresindeki her şeyi yakalayıp içine alır ve gittikçe büyür. Büyüdükçe çekim alanı artar ve çevresindeki diğer karadelikleri, yıldızları, gezegenleri hatta galaksileri bile yutar. Bu şu anlama gelmektedir: Evrenin, en sonunda tek başına kalmış dev bir karadelik tarafından yutularak yok olması teknik olarak mümkündür.


Bir kara delik ışık yaymaz. “Kara delik” isminde “kara” sıfatının olmasının nedeni budur. Yaymama durumu, ışık için olduğu kadar, madde için de geçerlidir; çünkü bir kez kara delikçe çekilmeye başladıktan sonra hiçbir madde o kara delikten kaçamamaktadır. Bu da kara deliğe “delik” adının verilmesinin nedenidir. Karadeliğin merkezindeki tekillikte, madde gibi zaman da son bulmaktadır. Yani zaman durmaktadır. Zamanın durduğu bir yerde ise fizik yasaları geçerliliğini yitirir.

 

Galaksimizin Merkezindeki Kara Delik ve Güneş’in Ölçülü Yörüngesi

Güneş de dâhil olmak üzere galaksimizdeki tüm yıldızlar, çapı 44 milyon km. olarak saptanan[9] ve Sagitarrius A* ‘olarak isimlendirilen galaksi merkezi etrafında dönmektedir. Güneş ve elbette onunla beraber biz de, bu merkez etrafında sürekli olarak dönmekteyiz (Güneş’in bu merkez etrafındaki tek bir turu tamamlamasının yaklaşık olarak 230 milyon yıl sürdüğü hesaplanıyor).

Peki, acaba çevresinde 200 milyar yıldızın döndüğü galaksi merkezinde ne var? Galaksimizin merkezinde kütlesi Güneş’in kütlesinin 2 milyon katı olan dev bir karadelik bulunmaktadır.[10]


Bazı genç galaksilerin merkezinde kendi çevresinde saniyede 150 bin km hızla (ışık hızının yarısı) dönen kara delikler bulunur. Milyarlarca ışık yılı uzaktaki bu galaksilerin çekirdeklerini de teleskoplarımızla milyarlarca yıl önceki haliyle görürüz.

Bu karadelik muhteşem çekim kuvvetiyle etrafındaki tüm yıldızları yutarak onları yemektedir. Bilim adamları bu büyüklükte bir karadeliğin Dünyamızı yutmasının sadece bir saniye süreceğini belirtmektedirler. Galaksimizde 1 milyondan fazla kara delik olması[11] ve bugüne kadar bunların hiçbiri ile yolumuzun kesişmemiş olması Kudreti sonsuz Rabbimiz bizi her an böylesine büyük tehlikelerden koruduğunu göstermektedir. Çünkü bir kara delik dünyamızı yutması bile ona yaklaşmak bile Güneş Sistemi’nin dengesini bozacak ve gezegenlerin Güneş yörüngesinden çıkıp soğuk ve karanlık uzayda kaybolmasına yol açacaktır. Bu durumda Dünya uzayda buz tutarak ölecektir. Bir Kuran ayetinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi’nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 41)

Güneş’i ve onun peşi sıra giden gezegenler için tek tehlike kuşkusuz bu kara delik tarafından yutulmakla sınırlı değildir.

Kara delik kendisine yaklaşan yıldızları yutup kendi kütlesine katarken, uzayın derinliklerine yüksek ısı ile birlikte X ışınları ve gama ışınları da içeren sıcak gaz jetleri püskürtür (Aşağıdaki resimde kara delikteki püskürme ve püskürmenin etkilediği alan görülüyor).


Büyük kütleli bir yıldızın kara delik oluşturmak üzere çökmesi çizimi.

Gaz jeti salınımında enerji, kara deliğin dönme ekseni boyunca jetler olarak serbest bırakılır. Kara delikten kaynaklanan bu gama ışınları çok tehlikelidir. O kadar ki; sadece 10 saniye sürecek bir gama ışını yağmuru bile, ozon tabakasının yüzde 25’ini yakıp yok ederdi. Bu bile dünyadaki besin zincirinin bozulup dünyadaki canlıların kitlesel olarak ölümüne yol açardı.[12]

Kara deliği çevreleyen ve çoğu defa ışıklı bir halka olarak birikim diski de başlı başına bir tehdit kaynağıdır. Birikim diski milyonlarca derece sıcaklıktadır ve bir termonükleer bomba gibi X-ışınları da saçar. X-ışınları, gama ışınları kadar yüksek enerji taşımasa da dünyadaki canlıları öldürecek kadar zararlıdır. Radyasyon tehlikesi bir yana, kara deliğin çevresinde dönen bir gezegenin hayatın devam etmesi için yeterli ısı ve ışık alması imkânsızdır.

Güneş’in galaksi etrafındaki yörüngesi diğer milyarlarca yıldızlardan farklıdır. Güneş galaksinin merkezinde dairesel bir yörünge izler. Yani merkeze ne yakınlaşır, ne de uzaklaşır. Eğer öyle olsaydı Güneşi takip eden dünyamız çok büyük tehlikelere maruz kalırdı.

Güneş’in uzaydaki yörüngesi Allah’ın özen içinde var ettiği özel bir yoldur. Astronomi profesörü Guillermo Gonzalez bu muhteşem yaratılışın taşıdığı özellikleri şöyle açıklar[13]:

“Güneş, galaksimizin Sagittarius ve Perseus spiral kollarının arasında yol alır. Yerimiz spiral kolun üzerinde olsaydı, bizim için ölümcül olabilecek aktif yıldız patlamalarına maruz kalırdık.
Eğer yolumuz galaksinin merkezine daha yakın geçseydi sonuç yine ölümcül olurdu. Galaksi merkezindeki karadelikten kaynaklanan yüksek radyasyon yaşam formları için çok tehlikelidir.
Eğer yörünge galaksinin daha dış kısımlarında olsaydı, buralar gezegen oluşumuna izin vermeyen koşularda olduğundan, Dünyamız asla var olamazdı.”

Eğer Gonzalez’in bahsettiği gibi galaksi merkezine daha yakın olsaydık, yüksek radyasyondan dolayı yeryüzünde yaşam mümkün olmazdı. Galaksinin merkezinden yayılan zararlı gamma ışınları, X-ışınları ve kozmik ışınlar tek bir canlı hücre dahi bırakmazdı. Ancak Güneş Sistemimiz galaksinin merkezine yaklaşık 28.000 ışık yılı (266. 000.000.000.000.000 km) uzaktadır ve tüm bu zararlı etkilerden uzakta ve güvendedir.


Şu anda Samanyolu Galaksi’nin yerleşime en uygun bölgesinde bulunuyoruz. Güneş Sistemi’nin galaksi haritasındaki yerini araştıran bilim adamları tüm hayatı yok edecek kadar yıkıcı kozmik fırtınalardan ve karadeliklerden uzak ve güvende olduğumuzu ifade ediyor.

Güneş’in galaksinin tehlikeli koridorlarına sokulmadan ve özel ayarlanmış bir yörüngede akıp gitmesi Allah’ın tespit ettiği bir müstakardır:

“Güneş de, kendisini için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.” (Yasin Suresi, 38)

Yazar / Aylin Yılmaz /  İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü

REFERANSLAR:

1- Misner, Charles W.; Thorne, Kip S.; Wheeler, John Archibald (1973). Gravitation. San Francisco: W. H. Freeman. pp. 875–876. ISBN 0716703343. Retrieved 24 January 2013.
2- https://tr.wikipedia.org/wiki/Kara_delik
3-  Uhuru gözlemlerinden hareketle, Cygnus X-1’in bir kara delik olduğuna dair ilk belirtilerin yayımlandığı makale: D. M. Eardley & William H. Press, Astrophysical processes near black holes, Annual Review of Astronomy and Astrophysics , 13, 381-422 (1975)
4-Antonucci, R. (1993). “Unified Models for Active Galactic Nuclei and Quasars”. Annual Reviews in Astronomy and Astrophysics 31 (1): 473–521.
5- http://www.bbc.com/turkce/haberler/2012/11/121129_giant_blackhole.shtml
6- http://www.ntv.com.tr/turkiye/uzayin-en-buyuk-karadeligi-bulundu,BhY8ABC6ZEyCCqVuQEepoQ
7- http://www.space.com/18668-biggest-black-hole-discovery.html
8- Chaisson, Eric (1990). Relatively Speaking: Relativity, Black Holes, and the Fate of the Universe. W. W. Norton & Company. p. 213. ISBN 978-0393306750.
9- Bu tespit; 2008 yılında Hawaii, Arizona ve Kaliforniya’daki radyo teleskoplarla yapılan çalışmalar sonucunda yapılmıştır.
10- http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/7774287.stm
11- http://science.nasa.gov/astrophysics/focus-areas/black-holes/
12- Melott, A. L., et al. (2004). “Did a gamma-ray burst initiate the late Ordovician mass extinction?”. International Journal of Astrobiology 3: 55–61. DOI:10.1017/S1473550404001910.
13-  Strobel, Lee (2004). The Case for a Creator: A Journalist Investigates Scientific Evidence That Points Toward God. Grand Rapids, MI: Zondervan Publishing House

Hiç yorum yok