Breaking News

Evren: Yaratılış Delillerini Dikkatli Düşünmek


 

Yaratılış Delillerini Dikkatli Düşünmek

İnsanların çevrelerindeki yaratılış delillerini görmeleri ve Allah’ı zikretmelerindeki en büyük engellerden biri, dikkat dağınıklığıdır. Çoğu insan günlük hayatın akışında, Allah’ı anacakları işaretleri fark etmeden yanından geçer. Kuran’da bu durum şöyle tarif edilmiştir:

 

“Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi, 105)

Örneğin araba ile bir yere giden bir kişi, ya aklını meşgul eden önemsiz bir detaya dikkat verir ya da yanında geçtiği ışıklara, diğer araçlara, insanlara vb. dikkat verir. Tüm bunlara şuursuzca “gözü takılarak” bakar geçer.

Oysaki Allah, hayatı her an Allah’ı anabileceğimiz mucizevi olaylar ile dolu şekilde yaratmıştır. Örneğin yol kenarındaki çiçekler, meyve ağaçları muhteşem detaylar ile yaratılmıştır. Arabayla giden kişi, Allah’ı anmaya niyet ederek bakarsa bu detayları görebilir. Öylece bakıp geçmek yerine dikkatle düşünürse bu detaylar, Allah’a olan hayranlığını arttırır.

Örneğin, bir ağacın, toprakta kökleri yer alır. Bu kökler, toprağın altındaki kapkaranlık ortamda suyu bulabilir ve bünyesine alır. Üstelik herhangi bir suyu da değil, yapısı kendisi için en muhteşem olan suyu alır. Kökleri yalnızca faydalı mineralleri vb. seçer.

) yaprak kesiti, b) ağaç gövde kesiti, c) kökler
Su ağaca ince köklerden ve kökteki tüycüklerden girerek odunsu dokudan yukarıya doğru çıkar ve yapraklarda bulunan gözeneklerden buharlaşır.

Ağaçlardaki Mühendislik Harikası

Her yaprakta karbondioksitin girip suyun buharlaştığı küçük gözenekler bulunur. Su  molekülleri yapıları gereği birbirlerine yapışmaya eğilimlidir ve su yapraktan buharlaşırken, yapraktaki su altta kalan suyu “çeker” ve bu şekilde topraktan ağacın dallarına kadar uzanan bir “yukarıya doğru çekme hareketi” oluşur. Su yaprağa ve sonra havaya hareket ettikçe, odunsu dokuda bir gerilim meydana gelerek köklerden daha fazla su çekilir.
Tek bir gözenek, ağacın içinde bulunan suya sadece çok az bir çekme kuvveti uygulayabilse de, ağacın tüm yaprakları üzerinde bulunan çok sayıda gözenek, büyük bir ağaçta bir gün içinde 400 litreden fazla su çekebilecek bir güç oluşturabilir. Bu tasarımın en muhteşem özelliklerinden biri, ağacın bu hidrolik taşıma sisteminin çalışması için bir çaba harcamamasıdır; bu görevi, güneş enerjisi ile harekete geçerek buharlaşma yerine getirir. Fakat bu mühendislik harikasında bir risk de bulunmaktadır. Daha kuru olan hava, suyu ağaçtan daha güçlü bir biçimde dışarı çeker. Buharlaşma suyu yukarıya doğru çekerken, su moleküllerinin birbirlerini çekmeleri nedeniyle biraz direnç meydana gelir ve su lastik bir bant gibi esner. Bunun sonucunda su kolonunda bir boşluk oluşur ve bir hava kabarcığı şeklini alır. Hava kabarcığının oluşturduğu boşluk giderilmeden, ağaç köklerinden yukarıya su çekilemez.
Ancak, ağaçlar su kolonlarının bu tür hareket etmesini önleyecek bir uyuma sahiptirler. Suyun gözenekleri terk ederken oluşturduğu gerilim belirli bir seviyeyi aşarsa, bazı yaprakların üzerinde bulunan delikler hemen kapanırlar ve buharlaşmanın çekim etkisini azaltırlar. Böylece hava kabarcığı oluşmasını engellerler ve ağacın dallarının ve yapraklarının susuz kalması ve ağacın ölmesinin önüne geçerler.

Ağaçta meyve yetişmesi de olağanüstü bir durumdur. Ağaç, adeta bir bebek gibi dalındaki meyveyi besler, büyütür. Meyveye magnezyum, şeker, protein, vitaminler, kalsiyum vb. yükler. Besin değerlerinin oranları da idealdir, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu seviyededir. Bu faydalara ilaveten tat, koku, kıvam, renk ve parlaklık açısından da meyve son derece hoştur.


Tüm bu detaylar ağaçtaki tek bir elma için değil, her bir elma için geçerlidir. Tüm elmalar aynı bileşenleri içerir ve aynı tatta olur. Ağaçtaki 500 meyve için bu mucize tekrar tekrar gerçekleştirilir. Allah sonsuz gücünün, sanatının, aklının ve yarattığı her varlık üzerindeki hâkimiyetinin tecellisini böyle gösterir.


YAŞ: 50 milyon yıllık DÖNEM: Eosen BULUNDUĞU YER: Kamloops – British Columbia, Kanada

Vişnelerin hep vişne olması gibi, elmalar da hep elma olarak var olmuşlardır. Elmaya benzer garip bir meyveden türeyerek, günümüzdeki elmayı meydana getirmemişlerdir. Darwin”in bundan yaklaşık 150 yıl önce ortaya attığı, canlı türlerinin küçük değişikliklerle birbirlerinden türeyerek meydana geldikleri iddiası, aradan geçen bunca zamana rağmen halen delilsizdir. Ünlü evrimci Richard Dawkins, evrimciler için “acı” olan bu gerçeği şöyle kabul etmektedir:

 

“Charles Darwin”in Türlerin Kökeni adlı kitabının basımının üzerinden 125 yıl geçmiş olmasına ve hayvanlar ve bitkiler hakkındaki bilgilerimiz Darwin”den daha fazla olmasına rağmen, hala küçük değişikliklerle gelişmiş tek bir kompleks organın var olduğunu bilmiyorum. Böyle bir örneğin bulunabileceğini de sanmıyorum…” (Richard Dawkins, Kör Saatçi, s.91)

Derin düşünmeyen bir kişi için bu harikalığı fark etmek zor olabilir. Bunun gibi diğer detaylar da kişinin dikkatinden kaçabilir.


Milyonlarca yıldır gezegenlerin Güneşin etrafında dönmesini sağlayan kuvveti yaratan Allah’tır.

Örneğin gökyüzü, detaylı düşünüldüğünde insanı Allah’a hayran bırakan bir yapıya sahiptir. Ancak dikkat vermeyen bir insan, günlerini gökteki yaratılış delillerini hiç düşünmeden geçirme riskiyle karşılaşır. Dünyanın dev bir kütle olarak kendi etrafında dönmesi, aynı zamanda Güneş’in çevresinde de dönmesi harika bir olaydır. Ay, Güneş’in çevresinde dönen Dünya’ya yetişerek çevresinde döner.  Bu ve daha milyarlarca gökcisminin yer aldığı Samanyolu galaksisi de kendi çevresinde döner. Galaksilerin milyarlarca gökcismiyle dönerken birbirinin içinden geçtiğini düşünmek ve bu şartlarda dünyadaki yaşamın rahatlıkla devam ettiğini görmek insanı Allah’a hayran bırakır. Allah’a kulluk görevindeki şevkini arttırır. Bunun için günlük hayat içinde böyle detaylara dikkat vermek Müslümanlar için çok önemlidir.

İnsan, ömrünün her günü, bu harikalıklarla muhatap olur. Ancak bunları fark etmesi için dikkat vermesi, vaktini şuurlu kullanması gerekir. İrade kullanmayan bir insanın aklından her an sayısız detay içeren ve çoğu önemsiz olan konular geçer durur. İzlediği bir filmden bir sahne, bir çocukluk anısı, gelecek hafta sonu planının hayali detaylarını gözünde canlandırması, biriyle yaşadığı tartışmada geçen cümleler, iş ile ilgili detaylar vb. kontrolsüz şekilde art arda aklında gezinir. Bunlarla beyni oyalandığı için mucizevi detaylara dikkat etmeyen bir insan için o mucizeler adeta yok gibi olur.

İnsanın aklında geçen konuları kontrol altında tutması, sadece faydalı ve gerekli şeyleri düşünmesi irade gerektirir. Bir insan için asıl önemli olan sonsuz ahiret hayatını ilgilendiren
konulardır. Ahireti ve Allah’ın rızasını kazanmayı isteyen tüm Müslümanlar, güçlü bir irade kullanarak, Allah’ın varlığı gösteren işaretler üzerinde düşünür ve Allah’ı razı edecek yollar bulmaya çalışırlar.

adamParmağınızda elektik sinyali oluşur. Parmaktan beyne uzanan sinir hattı boyunca pek çok kez form değiştirir. Sinir hücreleri arasındaki boşluklardan özel sistemler ile korunarak aktarılır. Sinir hücrelerinde dolaşan diğer bilgiler ile karışmaz. Yapısı bozulmaz. Beyne kusursuz ve aşırı hızlı şekilde ulaşır. Öyle ki gözümüzle fincana dokunduğumuzu görürken elimizden gelen dokunma hissini beklememiz gerekmez, sinyaller tam olarak eş zamanlı gelir.

Bilimin taklit etmekte yetersiz kaldığı bu muhteşem olaylar düşünüldüğünde insanın kalbinde Allah’a güçlü bir hayranlık hissi oluşturur. Her an kesintisiz olarak sinir ağlarımızdan beynimize dokunma, görme, tatma, koku sinyalleri iletilir. Dünya bizim için böyle meydana gelir. Tüm bunlar, saniyenin binde biri hızında yaşanan elektrik akımını, Allah’ın an be an yaratmasıyla gerçekleşir. Allah, algılarımız ile iletilen “dış dünya”yı, ruhumuzda, tüm detaylarıyla, her saniye tekrar tekrar yaratır.


Eğer denizi, salt yaz tatillerinde gidilecek yer olarak düşünütrseniz; oradaki muhteşem bir renk cümbüşü sergileyen canlıların “Bizi Allah yarattı” dediğini fark etmezseniz.

Allah’ın yarattığı detaylar üzerine düşünmek, kişinin, Allah’ın hayata sürekli bir müdahalesi olduğunu fark etmesini sağlar. Dikkatini vermeyen bir insan için Allah ile bağlantı kurmak zorlaşır. Allah’ı yalnızca hastayken veya zor durumdayken bağlantı kurulan bir varlık olarak düşünme yanılgısına düşebilir. Hatta böyle durumlarda ettiği dualarda bile Allah ile bağlantı kurabildiğinden tereddüdü olabilir. Oysaki gerçek bambaşkadır.

İnsanın hayatının her anı Allah’ın huzurunda geçer. Kişinin sırtı kaşınsa, parmağında bir ağrı hissetse onu Allah meydana getirir, kendiliğinden olmaz. En ufak bir his, her nefes Allah’ın bilgisi, dilemesi ve yaratmasıyla meydana gelir.

 

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. “(Kaf Suresi, 16)
“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)
“Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur’an’dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.” (Yunus Suresi, 61)

Hiç yorum yok