Breaking News

İlk çağlardan bu yana savaşların sonunu teknoloji belirledi.


 

Savaş Teknolojileri

İlk çağlardan bu yana savaşların sonunu teknoloji belirledi. Namık Kemal Üniversitesi IEEE Vektörel dergisi için hazırladığım bu yazıda geleceğe yön verecek savaş teknolojilerini bir araya getirildi. Burada görecekleriniz bilim-kurgu değil gerçeğin ta kendisi…


Hızlı at arabalarını bulan Mısırlılar doğunun hakimi oldu, Büyük İskender,birkaç adam boyundaki dönemin süper silahı sayılacak falanks adlı mızraklı birimlerle bilinen dünyayı fethetti. Romalılar mancınıklar ve modern yollar sayesinde, başkentlerinden çok uzak ülkelere bile savaş götürdü. Osmanlı, geçilemez yollara köprü kurdu ve dev duvarları güçlü toplarıyla parçaladı. Ateşli silahların devrinde ise ona sahip olanlar dünyayı sömürgeleştirdi. Sanayi devrimi, dört tekerli araçlar ve uçağın keşfinden sonra bu teknolojinin askeri alanda da etkili olacağının farkına varan liderler insanları cepheye sürmekten vazgeçip onları kara, hava ve deniz araçlarının içine koyup bu makinaları cepheye sürdüler. Nükleer teknolojinin gelişmesiyle ve bu teknoloji yolunu kullanarak verilebilecek hasarın farkına varan insanoğlu, teknolojiyi savaşa adapte etme konusunda biraz ağırdan almaya başladı. Fakat bu ne savaşı durdurabildi nede teknolojinin savaşa adapte edilmesine.

1970 ve sonrası sinemada bir bilim-kurgu çağı başladığına tanık oluyoruz ve bu çağ aslında teknolojinin savaş üzerinde etkisini arttıracak bi devrime neden oldu. Hollywood sinemasının bi bakıma hem bu teknolojiye hemde bu teknolojik gelişmelerinin insanlar tarafından kabul edilebilirliğine önderlik etti. Bir bakıma hem filmlerle insanoğlunun beyni yıkanmakta bir yandan da imkansız denilenler gerçek olmaktadır.

Modern savaş

Günümüzde tanık olduğumuz birçok savaş F16 lar, Ağır/Hafif makineli tüfekler ve uçak gemileri ile sürdürülmekte. Fakat bu satranç tahtasının sadece görünen yüzü. Açımızı değiştirerek baktığımızda ise gelişmiş devletlerin vezirlerini şah pozisyonunda hazır beklettiğini görmekteyiz. Bir başka değişle nükleer füzesi olan devlet tek tuş ile bir ulusu yok edebilecek kapasitededir.

Bu hususta ülkeler 3 bölüme ayrılmaktadır. Birinci dünya ülkeleri hem teknolojiyi hemde ekonomiyi elinde tutan ülkelerdir. İkinci dünya ülkelerinde ise teknoloji veya ekonomi ilkesinden sadece biri gelişmiştir. Üçüncü dünya ülkelerine bakacak olursan tam bir ekonomik çöküntü ve savaş teknolojisi konusunda da tam bir gerilla ortamı bulunmaktadır. Durum böyle olunca birinci dünya ülkeleri hem savaş teknolojilerine hemde bu teknolojiden doğan ekonomiye yön vermektedir.

Modern savaş, günümüzde yüksek teknolojinin de yaygın olarak kullanıldığı oldukça karmaşık bir olaydır.

Trophy (İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kullanılan ) bir etkin koruma sistemidir. Hem ağır hem de hafif zırhlı araçlarda yaklaşmakta olan füze veya roketleri etkisiz hale getirmek için üretilmiştir.

Aynı koruma sisteminin Rus versiyonu Arena’dır, Amerika da bu teknolojiyi General Dynamics firması sağlamaktadır.Türkiye’de ise bu proje ASELSAN tarafından geliştirilmekte ve AKKOR adıyla bilinmektedir.

Sanal Gerçeklik Savaş Alanında!

Bilindiği üzere son 1 yıldır Sanal Gerçeklik(Virtual Reality) hat safhaya geldi. Telefonlarımızı bir gözlük gibi takıp adeta filmin veya oyunun içinde yaşayabiliyoruz. Tabi ki VR da Savaş Teknolojilerine adapte halde bulunmakta. Yapılan çalışmalara göre sanal gerçeklik üslubuna uygun olarak geliştirilen kasklarla birimler hayati değerlerini kaskın içinde görebilir, havada bulunan bir casus uçağı tarafından düşmanın saha dizilişi ve sayısı eş zamanlı olarak kaska yansıyabilir hatta birimlerin elinde bulunan silahla kask ilişki içinde olup, asker siperden kafasını çıkarıp nişan almasına gerek kalmadan hedefi vurabilir.

Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bir videoda İsrail ordusu hafif makineli bir silaha bir dürbün-kamera yerleştirmiş ve bu kamera Google Glass’a bağlanmıştı. Asker saklandığı yerden çıkmasına gerek kalmadan nişan alıp hedefi vurabilmişti.

Lazer silahları

Bilim-kurgu filmlerinin demir başı olan lazer silahları, hemen her çocuğun hayallerini süslemiştir. Başta Amerikan ordusu olmak üzere birçok ülke şu anda lazer silahının prototiplerini geliştirmek için uğraşıyor. Ancak gerçek lazerlerin film versiyonlarına göre farkı boyutlarının pek elle tutulacak şekilde olmamasıdır.

Geçtiğimiz günlerde amerikalı bir genç doğrusal ve kesintisiz hareket eden bir lazer ışığının frekansını arttırarak normal ebatlarda bir lazer silahı yaptığı video yayınlanmıştı. Burada nişan alınan hedef bir balon ise saniyeler içinde patlıyor, ahşap bir obje ise 10 saniyeye kadar alevler çıkarmaya başlıyordu.

Günümüzün lazerleri, aslında kimyasal bir alt yapıyla çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda Amerikan ordusunun bu teknolojiyle gerçekleştirdiği saha testleri ve tatbikatlar olumlu şekilde sonuçlandı. Kimyasal bazlı bu lazerler seyir halindeki bir uçaktan yerdeki sabit hedefleri çok az bir yanılma payıyla vurabildi.

Diğer bir tatbikatta ise, lazer silahı yüklü bir uçak kendine yöneltilen uzun ve kısa menzilli füzeleri önce ısıyla etkisiz hale getirdi daha sonra ise onları patlattı. Ancak bu teknolojinin en korkutucu yanı ise atmosfere yakın seviyelerden bile ateşlenebilmesi.

Üstelik lazer ışınları gözle görülmediği için, saldıra uğrayanların kendilerine savunma şansı bile bulunmuyor. Önümüzdeki 15 yıl içerisinde bombardımanın yerine geçecek olan lazer teknolojisi, bundan sonra kurşunların da sonunu getirmiş olacak.

Giyilebilir Zırh Teknolojisi

En büyük örneklerini Ironman ve Crysis’de gördüğümüz giyen kişiye güç veren biyonik zırhlar da gerçek olan fantezi ürünlerinden biri. HULC adlı bu biyonik zırh, mekanik bir iskelet olarak tasarlanmış. Askerler bu zırhı üzerine giydiği zaman, güçleri 20 kat artmış olacak.

Şu anki gelişmiş prototiplerle ilgili yayınlanan videolarda, HULC kullanan kişilerin tek elleriyle bir arabayı kaldırabildikleri görülmektedir. Bu dış iskelet zırhı test eden kişiler, cihazı kullanırken havada yürüyormuş gibi hissettiklerini açıklamışlardı.

Askerler bu sayede saatlerce yol yürüyebilecekler ama hiç yorulmayacaklar. Protonex adlı akü sistemi sayesinde, şu anda bir HULC zırh kesintisiz 20 saat çalışabiliyor.

Bu teknoloji aynı zamanda, doğuştan sakat ve felçli insanların da tekrar yürüyebilmesi için de bir umut ışığı olacak. Şu anda sadece kolları ve bacakları saran bu zırh önümüzdeki yıllarda, tüm vücudu koruyacak metal plakalarla kaplanacak. Sanal gerçeklik kaskıyla birleştirildiğini düşünürsek ve cihazın kaldırabileceği ağırlık miktarı düşünüldüğü zaman, geleceğin savaşlarında modern şövalyeler görebiliriz.

İnsansız savaş araçları

Amerikan ordusunun büyük bel bağladığı bir diğer proje ise insansız savaş araçları geliştirmek. Günümüzde, insansız savaş araçları keşif ve casusluk görevleri için kullanılıyor. Ancak bunlar çok ufak ve şu anda fazla etkili değiller.Amerika, Nato ve Birleşmiş Milletler ortaklaşa, insansız savaş uçağı ve uzaktan kontrollü denizaltı için çalışmalara başladı.

ABD ordusu tarafından geçtiğimiz yıllarda açıklanan X-Ship projesinin tasarım aşaması bile 500 bin dolara maal oldu. DARPA ACTUV, tarafından üretilecek olan bu deniz altıların tek bir tanesinin üretim ücreti ise 2 milyon dolar olacak.

X-Ship’ler, kendi yapay zekâlarına sahip olacak aynı zamanda uzaktan kumandayla da bu araçları kontrol etmek mümkün olacak.Bu konsept tasarım önümüzdeki yıllarda okyanusun korkulu rüyası olacak

Gizli olarak devam eden uçak projesiyle birlikte, X-Ship, hem casusluk hem de savaş amaçlı tasarlanıyor. Önümüzdeki yıl ilk örnekleri çıkacak olan bu insansız araçlarla birlikte, stratejinin tanımı da tamamen değişecek.

Makinelerin seferi

Büyük savaşlar aynı oranda insan katliamına da neden oluyor. Bu sorunu çözmek için ise, BM başta olmak üzere en gelişmiş ordular robot teknolojilerinin gelişmesi için büyük yatırımlar yapıyorlar.

Uzun süreden beri kullanılan iRobot PackBot adlı uzaktan kumandalı robot,ön keşif görevleri ve mayın temizlemek gibi işler için kullanılıyor. Ancak Amerikan ordusu için bu robotlar yeterli değil.

ABD son birkaç senedir SWORD (kılıç) adlı bir proje üzerinde çalışıyor. Şu anda, hantal ve minik bir tanka benzeyen SWORD’lar 2020'ye kadar geliştirilmeye devam edecek.

ABD hükumetinin yaptığı planlara göre 2020 yılında evrimleşmiş robotlar ordunun yüzde 30'luk kısmını oluşturacak. SWORD’lar farklı ihtiyaçlara göre, keskin nişancı ağır silah ateşleyicisi gibi özelliklerle üretiliyor.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan prototip videoda SWORD tipi tanklar hava yoluyla savaş alanına indiriliyor ve kamufle halde bulunuyor. Sensörler sayesinde yaklaşan düşmanı algılayan araçlar aktif hale gelip hareket eden eden her şeye ateş etmeye ve füze atmaya başlıyordu.

Aynı savaş ortamının bir benzeri ruslarda tek video ile özetlenebilmekte.

Aynı şekilde geçtiğimiz yıla damga vuran ve halen rağbet görmekte olan Drone’larda bu kategoride bulunmakta. Uzaktan kumandayla kullanılan drone’a adapte edilen bir hafif makineli tüfekle savaş alanında harikalar yaratılabilir.

Uzaktan kumandayla kontrol edilen araçlar için bilgisayar oyunlarına benzer bir ara yüz hazırlanıyor. Şu anda Amerikan ordusunun, askerleri birkaç haftalık oyun kamplarına sokması da aslında geleceğin savaşlarının nasıl olacağı hakkında bize fikirler ver
Siber Savaş
Siber savaş, bir devletin, başka bir devletin bilgisayar sistemlerine veya ağlarına hasar vermek ya da kesinti yaratmak üzere gerçekleştirilen sızma faaliyetleridir.
Bu sayede saldırı altında olan devletin:
Hava kontrol sisteminin kaybedilmesi sonucu uçaklar havada çarpışabilir. Uydu sistemlerinin ele geçirilmesi uyduların düşmesine ya da yörüngeden çıkmasına sebep olur.
Elektronik bankacılık durursa bankalardan ve ATM’lerden para çekilemez. Tüm sistemler durduğu için ülkeye para akışı sağlanamaz ve bu dakikalar içinde bir ekonomik çöküntüye sebebiyet verebilir
  • Metro, tren hatları ve trafik ışıklarının arızalanması büyük kazalara yol açabilir.
  • Elektrik dağıtım şebekesine yapılan olası bir saldırı durumunda elektrikle çalışan hiçbir alet kullanılamaz.
  • Nükleer tesislerde, petrol ve doğal gaz hatlarında sorun çıkabilir ve patlamalar meydana getirmek amacı ile kullanılabilir.
  • Tüm iletişim kesilebilir ve bu sayede ordu direkt saf dışı bırakılabilir.

Siber Savunma konusunda her ülke kendi altyapısını oluşturmaktadır. Bu sayede saldırılara karşı acilen savunmaya geçilip saldırının hasarı en aza indirilmeye özen gösterilmektedir.

HAARP Teknolojisi

Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı ( High Frequency Active Auroral Research Program) veya kısaca HAARP; Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi tarafından ortak yürütülen iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska’da sürdürülen çalışmadır. Bu fikir, ilk kez Sırp asıllı ABD’li bilim adamı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmıştır.Pentagon’un kontrolünde ve ABD ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir. Resmi kaynaklara göre Rusya başta olmak üzere dünyada 5 tane HAARP mevcuttur. Resmi olmayan kaynaklarda ise bu sayı 20 olarak ifade edilHAARP Nedir?

HAARP, yüksek frekansta yüksek enerji çıkışları ile iyonosferin ısıtılması ve burada bir takım değişimler yapılarak etkilerinin incelenmesi için başlatılmış bir projedir. Kullanılan frekans aralığı 2.8–10 MHz arasıdır.

Çıkış gücü ise resmi kaynaklarda 3.6 Gigawatt olarak belirtilmesine karşılık 10 Gigawatt’a çıkarılabileceği açıklanmaktadır. Bu enerji dünyadaki en büyük radyo vericisi unvanını kazandırmaktadır. Merkezin 1 saat boyunca çalıştırılması durumunda Hiroşima’ya atılan atom bombası kadar enerji ortaya çıkaracağı hesaplanmıştır. Bu da enerjinin aslında ne kadar tehlikeli olduğunun bir göstergesidir.

HAARP’ın ELF(Extremely Low Frequency) dalga frekansları iyonosfere gönderildiğinde dalgalar dünyaya doğru yansıtılarak toprağın ve okyanusun içinden geçiyor. Bilim adamları 3,6000000 wattlık LEF dalgaları kasıtlı yada kazara bir fay hattına yönlendirilirse korkunç bir deprem oluşması kaçınılmaz olduğunu belirttiler.

Merkez HAARP, çok ilginç bir yerde konuşlanmıştır: Alaska-Gakona. Gakona’da askeri üssün yakınlarında ve kimsenin girmediği özel bir alanda tesis kurulmuştur. Neden burası seçilmiştir? İki temel amacı vardır:

Birincisi Alaska dünyadaki elektromanyetik kuşakların özel bir kesişim bölgesinde bulunmaktadır. Dünyanın elektromanyetik alanlarına müdahale edebilmek için en iyi yerdir. İkincisi ise insanlardan uzak, korunması kolay ve gözlerden mümkün olduğunca uzak bir yer olmasıdır. Gakona daki bu merkezde 21m yüksekliğinde 180 adet kule üzerinde cross dipol anten inşa edilmiştir.

HAARP’la neler yapabilir

1- Atmosferdeki termonükleer araçları kontrol edecek elektromanyetik vuruşları gerçekleştirmek.

2- Denizaltılar ile haberleşmeyi kolaylaştırmak. Bu haberleşme ELF ve VLF (Very Low Frequency) dediğimiz 30 Hz — 30 kHz civarında çalışmaktadır. ELF’nin yan etkileri bilindiğinden mevcut ELF vericileri ile HAARP vericileri değiştirilmek istenmektedir.

3- Radar sistemlerini geliştirmek.

4- Çok geniş bir alanda ABD ordusunun haberleşmesini sağlamak.

5- Cray ve EMass süperbilgisayarlarının yardımı ile yer altının tomografik haritasını çıkarabilmek.

6- Petrol, doğalgaz ve mineral yataklarını tespit etmek.

7- Cruise füzesine benzer alçak irtifadan uçan füze ve hava araçlarını havada imha etmek.

Sadece bunları yapması bile projenin ne kadar ileri bir seviyede olduğunu gösterir ki HAARP projesi karşıtı bilim adamları bu açıklamaları buz dağının görünen yüzü olarak değerlendirip gerçeğin aslında çok farklı olduğunu dile getirdi. Buzdağının görünmeyen kısmı ise şu şekildedir:

1- İklimleri değiştirebilir.

2- Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir.

3- Ozon tabakası ile oynayabilir.

4- Deprem yaratabilir.

5- Okyanus dalgalarını kontrol edebilir.

6- Dünyanın enerji kuşakları ile oynayarak insan biyolojisini ve beynini etkileyebilir.

7- Radyasyon yaymadan termonükleer patlama oluşturabilir

Yani bu teknolojiyle dünyanın istenilen yerinde bir kasırga, deprem, yangın veya herhangi bir doğal afet süsü verilebilecek zarar meydana getirilebilmektedir.

Yapılan varsayım ve araştırmalar doğrultusunda Endonezya depremi, Japonya’daki nükleer tesisin sızdırmasına neden olan tsunami ve daha birçok doğal afet HAARP ürünüdür. Hatta Kuzey Amerika gölgesinde bulunan Katrina ve benzeri kasırgaların Rusya tarafından HAARP teknolojisi kullanılarak yapıldığı düşünülmektedir ve bu yüzden ismi Katrina olarak anılmaktadır. Aynı şekilde California’daki binlerce hektarlık orman yangınında bu şekilde çıkarıldığı öne sürülmektedir. Hatta ve hatta 17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminin de bir HAARP ürünü olduğu söylenmektedir.

Sonuç itibari ile Savaş Teknolojileri, bilim-kurgu filmlerinde gösterilen orantıda büyümekte ve dünyanın kaderine belirleyecek düzeye gelmiş bulunmaktadır.

Hiç yorum yok