Breaking News

RD: 2 Beyin nasıl düşünce ve zihin oluşturur?


 Nöronlar, bir araya gelerek nörozihni oluşturuyor demiştik. Nöron ile zihin arasındaki ilişkiyi -tek bir nöronu tek bir uçağa benzetirsek- uçak ile havayolu şirketi arasındaki ilişkiye benzetebiliriz. İkisi arasında nasıl bir ilişki varsa nöron ile zihin arasında da böyle bir ilişki vardır. Şöyle bir benzetme yapalım; bir araya getirilip, bir hangarda toplanan örneğin 300 uçak, bir havayolu şirketi yapmaz. Bu uçakların mesela THY şirketini oluşturabilmesi için organizasyonel bir ‘zeka’ ile, uçaklardaki dergilerde gördüğümüz, havayolununun uçaklarının dünya üzerinde ne zaman nerede bulunacağını gösteren ağ haritası ile gösterilen bilgi matematiğine ihtiyacı vardır. Bu benzetmede uçaklar tek tek nöronları, havayolunun bağlantısallık haritası ise nörozihin (connectome) bilgisini temsil eder.

Zihni anlatmak için bu kez 383 uçaklı bir havayolunu -bir solucanın (c.elegans) sinir sistemini- ele alalım. Bu solucanın 383 tane nöronu var. Bu 383 nöronun ortaklaşa çalışması solucanın belli bazı kararlarını etkiler. Sözgelimi solucanların büyük kısmı fruktoz içeren mesela yere düşmüş üzüm tanesine doğru giderken, küçük kısmı masadan aşağıya düşmüş kuru ekmek tanesine, nişastaya doğru gidiyor olsun. Bu eylemde solucanın zihnini oluşturan, karar verme mekanizmasını oluşturan 383 nöronluk yapı bir karar verip seçim yapıyor. Dolayısıyla seçim yapması, onun bilinçlilik halini gösteren bir durumdur. Ve bu yaptığı seçime göre de solucanın hayatının akışı belirlenir.

Bir solucanın diğerlerinden farklı karar vermesini sağlayan şey, 383 nörondan oluşan bilgi işleme ve yaşam yaratma sisteminin oluşturduğu enformasyon bağlantısallığı biçimidir (pattern). Yaratıcılık ise, daha önce yapılmamış bir seçimdir. Bilinç seçim yapabilme, yaratıcılık ise bu seçimin daha önce seçilip, yaşanmamış olmasıdır.


Nörozihnin yaptığı seçimler aslında esas kimliğimizi de oluşturur. Farzedelim klonlandık, bir anda iki ‘aynı’ kişi olduk, klonlar farklı ilk seçimlerinden itibaren artık farklı yaşantılara sahip olurlar. Yani yapılan ilk farklı seçimden itibaren her bir klon artık farklı bir insandır, beyninin oluşturduğu zihin de artık farklı bir zihindir. Tek yumurta ikizleri aynı genoma sahip oldukları halde, farklı ortamlarda yetiştiklerinde farklı zihin yapılarına sahip olduklarına göre; insan, genomu değil, nörozihni yani “connectome”udur. Bu “beynin bilgi ağları” anlayışı, insanı, organ olan beynin sınırlarından çıkarıp, bilgi ağı olan zihnin sınırsızlığına ulaştırmıştır.

Nöronlar arasındaki bağlantısallık ne kadar önemliyse, bir toplumsal zihin -yani kültür- oluşturan mekanizma olarak insanlar arasındaki iletişim de benzer şekilde önemlidir. Beyin nasıl nöronal bağlantısallık ile nörozihin oluşturuyorsa, toplumlar da insanlar arası iletişim yoluyla kültür oluşturur. İki enformasyon sistemi –zihin ve kültürarasında matematiksel büyük benzerlikler, hatta aynılık vardır.

Beyin-zihin-bilinç-yaşam ekseninde bu noktadan sonra kuramsal fizik ve henüz matematikselleşmemiş hayat bilgisi yani felsefe işin işine giriyor. Ama bu alan da bir nörobilimci olarak beyin cerrahının düşünme ve araştırma alanında olmalıdır. Yaşam dediğimiz şey yaptığımız seçimlerdir. Nasıl ki, THY şirketi varolan yaklaşık 300 uçağının olasılık haritası içinde, solucan 2 üzeri 283 enformasyon biçimi içinde, protein 20 amino asitten oluşan kodlama sistemi içinde bir enformasyon biçimi oluşturuyor ve bu seçimini yaşıyorsa; nörozihin de 2 üzeri 100 milyar olasılık içeren enformasyon ağı içerisinde, varolduğu yaşam ağı içindeki uyarana, yaptığı seçimle, yaşantı denilen yanıtı verir.

Beyin plastisitesi, eğitim, yaratıcılık, deha

Beynin eşsiz gelişebilme, değişebilme yeteneği, plastisite, aslında öğrenmenin biyolojik yüzüdür. Bizim üstün yetenek, deha adını verdiğimiz durumun beyindeki karşılığı oluşan ‘connectome’un daha önce hiç oluşmamış yeni bir enformasyon ağı biçimi yaratabilmesidir. Yani eğitim aslında zaten bir ‘nörozihin=connectome’ biçimlendirmesidir. “Beyin ameliyatı” yapmak için mutlaka beynin et-yapısını değiştirmek gerekmez, beynin zaten oluş nedeni olan nörozihin yapısını ‘eğitim’ süreciyle değiştirmek de (plastisite anlamında) ‘beyin ameliyatıdır’.

Bazen de yaşam dediğim enformasyon sistemi kendi yaratıcılığını gösterir. Keman virtüozu Itzhak Perlman çocuk felci hastalığına bağlı olarak ‘engellidir’. Ancak yürümesini engelleyen bu durum ona oluşan omurga eğriliği nedeniyle kemanı boynuyla kavramasında avantaj sağlamış, doğal engelleri ortadan kaldırmasına yardımcı olmuştur. Elbette ki her çocuk felci hastası virtüöz bir kemancı olmaz; bu vücut engelini, yeni bir yaratıcılık için kullanmayı sağlayan da nörozihnin oluşturduğu enformasyon bağlantısallığındaki farklılıktır. Zaten örneğin sanat eserini de, cerrahiyi de yapan eller değil, zihindir.

Deha, beynin connectome haritası ile çok ilişkilidir. Kişinin görme merkezinin bir kaza ile yok olduğunu düşünelim, o zaman nörozihin haritasının o bölümü çökmüş olur. Bir süre sonra işitme ile ilişkili olan verileri daha üstün nitelikli işleyebilecek yeni yollar geliştirir, işitme bağlantısallığı artar. Görmesini kaybeden böyle bir kişinin müzikteki yeteneğini artırabileceğini düşünebilirsiniz. Görme açısından negatiflik, müzik alanındaki beceri için pozitif hale dönüşebilir.

Hiç yorum yok