Breaking News

Verimlilik ve dijitalleşme paradoksu


 Sayısal (dijital) teknolojiler tüm dünyada iletişimi ve operasyonel süreçleri çok ciddi oranlarda hızlandırırken, bu hızın verimlilik artışlarına aynı oranda yansımadığı görülmekte. 2004 yılından bu yana küresel verimlilik artışları önceki 10 yıla göre yarı yarıya azalmış durumda (1). Üstelik bu azalış hem imalat kesiminde hem hizmet kesiminde, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kendini göstermekte. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde cep telefonu ve internet kullanımının hızla yaygınlaşmasına karşın, dijital teknolojilerin üretici sektörlerde yayılımı düşük kalmakta, üretkenlik artışlarında yavaşlama gözlenmektedir.

Verimlilik ya da üretkenlik en genel tanımıyla emek, sermaye vb. girdilerin ne etkinlikte çıktılara dönüştürüldüğünün ölçülmesidir. Üretkenliği belirleyen ana etmen “teknoloji”- hem fiziksel teknoloji hem de iş süreçleri, iş modelleri ve örgütsel yapılardan oluşan örgütsel sermaye- dir.

Dijitalleşmeye karşın verimlilik artışındaki azalış bir kaç etkene bağlanabilir:

Son dönemlerde “ücret”ler ile “üretkenlik” arasındaki paralelliğin bozulduğu, ücret artışlarının üretkenlikteki artışların çok altında kaldığı bilinmektedir. Gelir dağılımında eşitsizlikler artmakta ve bağlı olarak talep düşüşleri yaşanmaktadır. Dijitalleşme ile birlikte emek verimliliği- birim işgücü başına elde edilen çıktı - artarken, dijital teknolojiler işgücünün yerini almaya başlamıştır. Ücretlerin düşmesiyle birlikte azalan tüketim ve düşen talep nedeniyle üretimde azalmalar, verimlilikte yavaşlamalar görülmektedir. İşsizlik krizini önlemek için azalan üretim miktarlarını aynı işgücü düzeyleriyle sürdürme politikaları sonuçta çalışan başına çıktı miktarlarını düşürerek verimlilik oranlarını düşürmektedir. Dahası, dijitalleşmeyle birlikte orta sınıfların yok olma olasılığı da gündemdedir.

Talep azalışı kapasite fazlası yaratıp yatırımları geriletirken, düşük ücretler emek yerine teknoloji kullanımını ve dolayısıyla yeni teknoloji yatırımlarını paradoksal olarak gereksizleştirmektedir. Son yıllarda çoğu gelişmiş ülkedeki çalışılan saat başına sermaye (makinaekipman vb.) yoğunluğu en düşük hızda artış göstermiştir. Bu yavaşlama söz konusu ülkelerdeki üretkenlik hızındaki düşüşün aşağı yukarı yarıya yakınından sorumludur(2).

Verimlilik düşüşündeki bir diğer etken “yenilik” yapma hızının, köklü (radikal) inovasyonların azalması ve yeni teknolojilerin geniş bir alanda yayılımının yavaşlamasıdır. Bu yavaşlamanın nedenleri arasında kısa erimli yaklaşımların yönetim biçimlerine egemen olması ve örgütsel yeniliklerin eksikliği sayılabilir. Artan eşitsizlik de inovasyon hızının yavaşlamasında etkilidir: gelirleri giderek azalan çalışanlardan yaratıcı kapasitelerini geliştirmeleri ve daha fazla “yenilik” yapmalarını beklemek iyimserlik olur. Diğer yandan,”digital dönüşüm”ün henüz olgunluk noktasına ulaşmadığı belirtilerek, önümüzdeki on yıllarda digitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte üretkenlikte yükselişler beklenmektedir.

Üretkenlikteki yavaşlamaların tersine çevrilmesi için, eşitsizliğin azaltılarak talep düşüşünün önlenmesi en başta yapılması gerekenlerdendir. Dijitalleşmenin yaratabileceği işsizliğin yaratılacak yeni iş alanları ile giderilmesi önemli bir seçenektir. Dijital dönüşüm ücretleri düşürmek yerine, çalışanlara yeni alanlarda yüksek beceri kazandırma ve yüksek ücret politikası ile talebi ve yatırımları destekleyecek şekilde planlanabilir. Bu da sonuçta verimlilik artışlarına katkıda bulunacaktır.

Dijital teknolojilerin geniş bir alanda kullanımı ise; “yalın üretim ve yenilik”, “toplam kalite yönetimi” vb. süreç inovasyonları ve yeni iş modelleri ile desteklenebildiği ölçüde sağlanabilecektir. Burada “yönetim kalitesi”nin önemini ayrıca vurgulamak gerek. Geçiş aşamasında, uzmanlık ve beceri eğitimlerinin verilmesi, ağ yapıların ve işbirliklerinin geliştirilmesi teknolojik yeniliklerin yayılımında önemli bir etkendir.

Verimlilik düzeyi gelişmiş ülkelerin oldukça altında olan ülkemiz açısından, “dijital teknolojiler”, aradaki açığı kapatmak için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Ancak burada teknoloji alımı yerine, teknoloji üretiminin ve koşut olarak işte kullanma (istihdam) ve ücretlerin artırılması politikaları yeğlenmelidir. Kurumsal ve büyük ölçekli firmalar düzeyinde uygulanmaya başlanan süreç iyileştirme ve yeniliklerinin (yalın yaklaşım, yeni iş modelleri vb.) KOBİ’ler düzeyinde ve ülke çapında yaygınlaştırılması dijital teknolojilerin özümsenmesi açısından önemlidir.

Yaşam standartlarını belirleyen ana ögenin toplam çıktıdan çok, “üretkenlik” düzeyi olduğu bilinmektedir. Dijital araçlar eğlence dünyamızı genişletmiş görünmekte, buna karşılık üretim ve verimlilik gelişimi yavaşlamaktadır. Toplumsal gereksinimlere yönelen yaklaşımlar (sosyal inovasyon, toplum 5.0 vb.) ile bir yandan dijital teknolojilerin yaygınlaştırılması sağlanırken, diğer yandan eşitsizliklerin azaltılması, talep ve yatırımların artırılması yoluyla verimliliğin yükseltilmesi bir seçenektir.

Gelişmiş ülkeler, onca teknojik yenilikler, otomasyon ve dijital çözümlere karşın neden verimlilikte yavaşlamalar yaşandığını ciddi biçimde araştırmaktalar. Ülkemiz bakımından yanıtlanması gereken kritik soru “dışarıda geliştirilen dijital teknolojileri birebir kopyalamak ve kolay çözümlere yönelmek mi; yoksa digital teknolojilerin getirilerini, götürülerini sistematik bir biçimde ele alan fayda-maliyet çözümlemeleri ile verimlilik üzerindeki etkilerini değerlendiren özgün stratejiler geliştirmek mi tercih edilmeli” sorusudur.

T. Bilgehan Gürlek
Endüstri Yük. Mühendisi, bilgehangurlek@gmail.com

Kaynakça:
(1) “Where Digitization is Failing to Deliver”, MIT Sloan Management Review, March 17, 2016
(2) “Solving the Productivity Puzzle, Mc Kinsey Global Institute ,February 2018

Hiç yorum yok