Breaking News

Yaradılış: Akasya Ağacını Koruyan Paralı Askerler

Kosta Rika yağmur ormanlarında, Güneş ağaçların arasından çıkmaya başladığında, hemen sarmaşıklar devreye girer. Tüm ağaçların yapraklarına ve dallarına tırmanan sarmaşıklar, bu ağaçların aldığı Güneş’i de zamanla keserler. Bu, ormanlardaki tüm ağaçlar için böyledir. Akasya Ağaçları hariç.

Akasya ağacı (Acacia hindsii), diğer ağaçlarda olmayan çok özel bir koruma sistemine sahiptir. Karıncalara…

 

Akasya Ağacı ile Karıncalar Arasındaki Dayanışma

Akasya ağaçları gövdelerindeki devasa dikenlerle korunurlar. Afrika türü akasyada yaşayan karıncalar, ağacın üzerindeki dikenleri kemirerek kendisine bir giriş deliği açar ve burada sürekli olarak yaşar. Her akasya ağacının üzerinde bir karınca kolonisi yaşar. Bazen kolonin birkaç ağaca yayıldığı da olur. Karıncalar ağacın üzerinde buldukları tırtılları ve diğer böcekleri yerler.

Akasya ağacının üzerinde yaşayan Akasya karıncası (Pseudomyrmex ferruginea) isimli bir karınca türü, canları pahasına ağacı korurlar.

İşçi karıncalar bitkinin yüzeyindeki diğer böceklere ne büyüklükte olursa olsun oldukça saldırgan davranırlar. Hatta gerektiğinde ağaçtan iner ve akasya ağacına zarar veren canlıya saldırıda bulunarak, acı verecek şekilde onu ısırırlar.

Karıncalar akasya ağacını sadece böceklere ve hayvanlara karşı korumaz. Başka bitkilerin akasya ağacına vereceği olası zararlar da koruma görevi kapsamında bertaraf edilirler. Sözgelimi karıncalar bir sarmaşığın, ağaca ulaşan günışığını engellediğini fark ettiklerinde, bu duruma hemen müdahale ederler. Sarmaşığın dolanmaya başladığı dalı, ya da yaprağı bir araya gelip keser ve atarlar.(1)


Üzerindeki dev dikenler akasya ağacını yapraklarını ve nektarını yemek için saldıran hayvanlardan korur. Karıncalar bu dikenleri yuva olarak kullanır ve akasya ağacı üzerindeki tüm böceklere saldırırlar.

Daha da ötesi, akasyaya bir metre yakınlıkta filiz veren diğer tüm bitkileri çiğner ve hırpalarlar. Karınca kolonisinin yerleştiği bir akasyaya dokunan diğer ağaçların dalları da aynı şekilde bozulmaya uğrar.

Nitekim karıncasız akasya ağaçlarının, karınca kolonilerine barınaklık eden diğerlerine göre böcekler tarafından daha fazla saldırı ve zarara uğradıkları görülmüştür. Yapılan bir deneyde, 40 metre çapındaki istila edilmiş, akasya gövdesinden fışkıran yabani bitkiler, karıncalar tarafından tamamen yok olana kadar çiğnenmiş ve ezilmişlerdir. Ayrıca karıncalar akasyanın gölgeliğine değen diğer bitki dal ve yapraklarına da saldırmışlardır. Bütün karınca topluluğu, bitkiyi temizleyerek ve üzerinde devriye gezerek aktif haldedirler.

Peki, karıncalar neden Akasya ağacının üzerinde yaşayarak onu korumak için bu kadar büyük bir çaba sarf ederler?

Ağaca karşı üstlendikleri tüm koruma faaliyetlerinin karşılığında, Akasya ağacı onlara mükemmel bir besin sunar.(2) Akasya ağaçları gövdelerinde nektar, yağ ve protein yönünden çok zengin özel olan bir nektar salgılarlar.(4) Karıncalar bu nektardaki şekeri alırlar ve larvalarını beslemek için kullanırlar.  Ağacın nektarı, tüm akasya karıncaları için harika bir besin olduğu gibi aynı zamanda turuncu renkli tomurcukları da akasya karıncaları için vazgeçilmez bir ziyafettir. Bu tomurcuklar, larvaların büyümesi için gerekli tüm vitaminleri içinde barındıran bir besin paketi gibidir.[4]


Akasya ağacındaki turuncu renkli tomurcuklar karıncalar için oldukça önemli bir besin kaynağıdır.


Bir karınca akasya ağacının kendisine sunduğu nektar ile besleniyor.

Akasyalarla karıncalar arasındaki karşılıklı dayanışmayı içeren ilişki örneklerinin belki de en ilgi çekicilerindendir. Araştırmacıların bu ilişki hakkında vardıkları sonuç şudur: Karıncalar akasya tarafından kiralanmış bir “özel ordu” gibi çalışmaktadırlar.(5)

Karşılıklı pazarlık ederek böyle bir ilişkiyi kuracak böyle bir bilinç her iki tarafta da bulunmadığına göre, bu dengenin her iki tarafı da yaratan bir irade tarafından kurulduğunu kabul etmek gerekir. Her iki canlıyı da yaratan Allah’tır.

 

Tesadüflerle Açıklanamayacak Kimyasal İlişki

Akasya ağacı ile karınca arasındaki ilişkiyi başlangıçta bir al-ver ilişkisinden ibaret zanneden bilim adamları, incelemelerini genişlettiklerinde hayret edici bir olayla karşılaştılar.(6) Akasya ağacı ile karıncalar arasında Evrim Teorisi’nin öngördüğü tesadüflerle oluşmayacak kadar kompleks bir ilişki vardı. Bu ilişki değil bir ağaçta, en iyi kimya mühendisinde bile zorlayacak bir kimya bilgisini gerektiriyordu.

Kimya bilimini iyi bilmek, sadık ve becerikli bir koruma ekibine sahip olmayı sağlar mı? Biz insanlar için pek mümkün görünmeyen bu şaşırtıcı ilişkiye doğada rastlamak mümkün.

Orta Amerika’da yaşayan karıncalarla akasya ağaçları arasında belki de doğadaki neredeyse en çarpıcı ilişkiyi gözlemlemek mümkün. Karıncalar kendileri için yuva ve beslenme kaynağı olan akasya ağaçlarını sadece yabani otlardan değil, aynı zamanda hayvanlardan da korurlar.


Hem akasya ağacının hem de üzerinde yaşayan karıncaların faydasına olan bu ilişki de tüm canlıların yaratıcısı olan sonsuz ilim sahibi olan Allah’ın büyük bir mucizesi gizlidir

Akasya ağacının şekerli yapraklarında bilim adamlarının enzim olarak isimlendirdiği özel bir kimyasal madde bulunur. Yapraktaki bu enzim, karıncalarda bağımlılık yaparak karıncanın akasya ağacından başka bir şeker kaynağına yönelmesini engeller. Böylece karıncalar büyük bir tutkuyla üzerinde yaşadıkları akasya ağacına bağlı kalırlar. Tabi kendileri için son derece değerli olan besin kaynağını zararlı böceklerden korumak için büyük bir gayret sarf etmeyi de ihmal etmezler.


Şeker molekülü yapısı itibarı ile çok büyüktür. Karıncaların şekerden istifade edebilmeleri için parçalamaları gerekir.

Şeker, her gün oradan oraya koşuşturan karıncalar için kıymetli bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle sakkaroz veya diğer adıyla sükroz da denen şekere düşkün olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak şekeri yemek karıncanın anında enerji elde ettiği anlamına gelmemektedir. Çünkü kimyasal yapısı ile şeker karıncalar için oldukça büyük moleküllüdür ve parçalanmaları gerekir. Allah bu işi yapması için invertaz isimli bir enzimi görevlendirmiştir. İnce bağırsağımızda ve pankreasımızda salgılanan invertaz enzimi sükrozu daha küçük parçalara ayırarak vücudumuzun şekerden faydalanmasına imkân tanır.

Şekere bu kadar düşkün olduklarına göre karıncalarda da bir hayli invertaz enzimi üretildiğini düşünebilirsiniz. Sizi çok şaşırtacak ama bu düşünce oldukça yanlış olacaktır. Çünkü bilim adamları yaptıkları en son araştırmalarda, diğer karıncalardan farklı olarak akasya ağacında yaşayan karıncaların invertaz enziminden yoksun olduklarını, gözlemlemiştir.

Bilim adamları oldukça akasya ağacında oldukça şaşırtıcı bir tespit daha yapmıştır: Akasya ağacının karıncalara sunduğu nektarın içinde kitinaz adında bir enzimde bulunur. Kitinaz ağacın karıncada doğal olarak bulunan invertaz enzimini etkileyerek onu bloke eder, yani işe yaramaz hale getirir.

Peki, karıncalar neden şeker yemekte ısrar ediyorlar ve yedikleri şekerden nasıl istifade ediyorlar?

Akasya ağacı, karıncalara şekerle birlikte şekerden istifade etmelerini sağlayan invertaz enzimini de sunar. Karınca akasya ağacının nektarı ile beslendiğinde şekeri parçalamak için gerekli invertaz enzimini de almış olur.

Gerek şeker, gerek kitinaz gerekse invertaz enzimi oldukça karmaşık bir molekül yapısına sahiptir. Moleküldeki en ufak bir eksiklik ya da yanlışlık, şekeri ya da invertazı işe yaramaz hale getirebilir.


Akasya ağaçları ve karıncalar arasında evrim teorisi ile açıklanamayacak oldukça karmaşık bir ilişki vardır. Karıncalar, ağacı koruyan içi boş oldukça büyük dikenlerin içinde yuvalarını yaparlar (a). Ağacın üzerindeki turuncu renkli tomurcuklar karıncalar için ideal besin kaynaklarıdır (b). Karıncalar kendine barınma yeri ve besin sunan akasya ağacını büyük bir çaba sarf ederek her türlü zararlıdan korur (c). Bu koruma o kadar etkilidir ki karıncalar yalnız ağacın üzerinde değil, ağacın yakınındaki tüm bitki ve hayvanlara saldırırlar (d).

 

Tesadüfe Yer Olmayan Her Aşaması Uyumlu  Bir Düzen

Şüphesiz beyin bir yana en küçük bir sinir oluşumundan bile mahrum olan akasya ağacı karıncanın şekere ve invertaza ihtiyacı olduğunu düşünmesi, kitinazın invertazı bloke ettiğini bilmesi, bir kimyager gibi kimyasal maddeleri tahlil etmesi, hatta bunları üretmesi, planlı bir strateji yürütmesi mümkün değildir.

Akasya ağacı Allah’ın ilhamı ile her defasında adeta üstün bir kimya fabrikası gibi hem şeker, hem de invertaz molekülünü tüm atomlarına kadar tam olarak başarıyla üreterek karıncaya sindirime hazır bir yemek olarak sunmaktadır.

Akasya ağacı ve karıncalar bize göstermektedir ki; Eğer iki canlının arasında, farklı organlarının birbirlerine tamı tamına uymaları ile gerçekleşen bir uyum varsa, bu uyumun yaratılışın açık bir delilidir. Çünkü ortada asla basite indirgenemeyecek karmaşık bir sistem vardır.


Öncelikle Akasya ağacının şekerin karıncaların çok sevdiği ve onlar için önemli bir besin olduğunu bilmesi gereklidir. Bilmenin de ötesinde ağacın şeker molekülünü her atomunu yerli yerinde üretmelidir. Üretimde yapılacak bir hata şekerden farklı bir kimyasalı ortaya çıkaracak ve daha en baştan karıncaların akasya ağacına bağlanması imkânsız hale gelecektir.

Akasya ağacı için kimyasal başarı tek başına bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü akasya ağacı karıncaların şeker molekülünü olduğu gibi değerlendiremediğini bunun için invertaz enzimini kullandıklarını da bilmelidir. Şüphesiz bu bilgi sıradan bir bilgi olmayıp yetkin bir biyoloji bilgisi gerektirmektedir. Akasya ağacının stratejisinin başarıya ulaşması için invertazın nasıl bloke edileceğini ve bu kimyasalın yani kitinaz enzimini de bilmesi gereklidir. Ağaçtaki kitinaz sentezi her atomuna kadar başarılı olmalıdır. Aksi takdirde enzim bir işe yaramayacak invertaz enzimi asla bloke olmayacaktır.


Akasya ağacındaki kimyasal işlemlerin karmaşık bir süreç olduğunu ve adı geçen şekerin, invertazın ve kitinazın içlerinde onlarca atomun bir birine farklı şekillerde karmaşık bağlarla adeta bir dantel örgüdeki gibi bağlanır. Resimde şekerin (sukroz) parçalanmasını gösteren bu tepkime bile yeterince karmaşıktır. Kitinaz ve invertazın üretimi ve tepkimeye dahil olması ise üretimi tesadüfen gerçekleşemeyecek kadar karmaşıklaştırmaktadır.

Akasya ağacındaki bu muhteşem kimyasal uyum tesadüflerle açıklanamayacak bir bilinci yani hayvanları, bitkileri, tüm canlıların ihtiyaçlarını bilen ve onları var eden üstün bir gücün varlığını gösterir.

Bu Yaratıcı üstün güç sahibi Allah’tır. Bir ayette Allah’ın her şeyin Rabbi olduğu şöyle bildirilmektedir:

“Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan her şeyin de Rabbidir.” (Şuara Suresi, 28)

 Yazar / Onur Yıldız Biyolog / İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü

Referanslar:

1-http://waynesword.palomar.edu/acacia.htm
2-Saff Publication: in Journ. Wash. Acad Sc. 1914, iv. 365. Publishing author: Schenck Publication: Repert. Spec. Nov. Regni Veg. 12: 363 1913 Latest taxonomic scrutiny: Rico M .L., 1994
3-Bert Hölldobler-Edward O.Wilson, The Ants, Harvard University Press, 1990, sf.531
4-http://www.asknature.org/strategy/a8f1de052537e7a1a21d8f4644aec4a5#.VYnh6Ea2Vc4
5-Hölldobler- Wilson, 1990, sf.532
6-http://www.zmescience.com/science/chemistry/acacia-tree-bodyguard-ant-12112013/

 

Hiç yorum yok