Breaking News

Yaradılış: Deniz Altındaki Kusursuz Yüzücüler: Köpek Balıkları


 Yeryüzündeki canlılar hayranlık uyandırıcı özellikleri ile bizlere kendilerini Yaratan yüce Allah’ı hatırlatırlar. Bu canlılardan birisi de köpek balıklarıdır.

Ömürleri boyunca dişlerinin binlerce defa yenilenmesi, kan kokusunu kilometrelerce öteden alabilmeleri ve yeryüzünün manyetik alanındaki değişimleri bile fark edebilmeleri, köpek balıklarındaki mükemmel özelliklerden sadece bazılarıdır.

Pek az balık suyun içinde bir köpek balığı kadar rahat hareket edebilir. Onları gözlemleyecek olursanız, sanki havada uçan bir balon kadar özgür hareketler yaptıklarını görürsünüz. Oysa su, havadan 800 kat daha yoğundur ve akışkanlığı havanın 55’te biri kadardır. Sonuç olarak su, hareketli bir gövdenin etrafında hava gibi kolaylıkla hareket etmez.[1]

Bu kusursuz hareket yeteneği, Allah’ın köpek balığında yarattığı farklı özelliklerden kaynaklanıyor. Bunlardan ilki köpek balığının şekli ile ilgilidir.


Allah köpek balıklarını suda hızlı yüzmeleri için birçok üstün özelliğe sahip olarak yaratmıştır.

 

Hızlı Yüzmek İçin Yaratılmış Bir Gövde

Köpek balığının gövdesi, suyun balığın üzerinde hareketine hiçbir engel oluşturmayacak şekilde akıp gitmesi için iki ucu sivri bir mekik şeklinde yaratılmıştır. Bu o kadar ideal bir şekildir ki, mühendislerce örnek alınarak DC-9 tipi uçakların tasarımında kullanılmıştır. [2]


Köpek balığının vücut şekli örnek alınarak tasarlanmış uçak


Köpek balığı yüzerken üstten bakıldığında S gibi kıvrılarak yüzdüğü görülür. Ancak bu s hareketinin baş kısmındaki kıvrım kuyruk kısmındaki ile aynı değildir. Eğer öyle olsaydı baş kısmı aşırı derecede sağa sola salınacağından balığın avını ve çevresini görmesi imkânsız hale gelirdi.

Köpek balıklarının sudaki üstün yüzme yeteneklerinin tek nedeni kusursuz gövde şekilleri değildir. Köpek balıkları kemikten değil, kıkırdaktan oluşan vücut yapıları ile sualtında oldukça kıvrak hareketler yapabilirler.[3] Bu özellik balığın daha hafif olmasını, dolayısıyla hareket etmek için daha az enerji harcamasını da sağlar.

V şeklindeki asimetrik kuyruk, gövdeye oranla diğer pek çok balığınkine göre oldukça büyüktür ve su yüzeyine dikey şekilde konumlanmıştır. Güçlü kaslarla desteklenmesi sayesinde balık, kuyruğunu hızla sağa sola savurabilmektedir. Bu savrulmaların oluşturduğu girdaplar köpek balığının suyun içinde çok hızlı bir biçimde ilerlemesini sağlar.[4]

Köpek balığı yüzmek için kuyruğunu salladığında, normal şartlarda balığın ön tarafının, arka kısmın tam tersi yönde ve aynı şiddette savrulması gerekir. Ancak köpek balığı böyle sarsıcı bir etkiyle karşılaşmaz; çünkü köpek balığının gövdesinin ön tarafı bu sert etkiyi ortadan kaldıracak bir denge sistemi ile yaratılmıştır. Ayrıca su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder. Tüm bunlar baş kısmın su içindeki salınımının, kuyruk kısmındakinden daha küçük olmasına neden olur. İki taraf arasındaki bu farklılık, köpek balığının su içinde dengeli biçimde hareketini sağlar.

Köpek balığının ileri doğru hareket hızı, yüzgeçlerin sağ ve sol yanlara gidiş geliş hızı ile de doğrudan bağlantılıdır. Yüzgeçler omurga eksenine yaklaştıklarında hız artar, uzaklaştıklarında da azalır. Bu sayede su altında sakin duran bir köpek balığı saldırı anında, aniden müthiş bir hızla harekete geçebilmektedir.

Köpek balıkları normalde saatte 5 km gibi düşük bir hızla yüzerler. Bizlere göre düşük gibi gözüken bu hız bile birçok balığın yüzme hızının 2,5 katıdır.[5] Gerektiğinde kusursuz vücut yapıları sayesinde suyun içinde 48 km gibi bir hıza çıkabilirler.[6] Ülkemizdeki Preveze sınıfı denizaltıların hızının saatte 39 km’dir.[7] Köpek balığındaki yaratılışın ne kadar üstün olduğunu anlamak için bu iki hızı kıyaslamak yeterlidir.


Köpek balıkları üstün yaratılış örnekleri sayesinde, Türk Donanmasının yeni denizaltılarından bile daha hızlı yüzebiliyor.

 

Derinlerde Yaşamayı Mümkün Kılan Karaciğer

Köpek balıklarının bazı türleri yaklaşık 500 m derinlikte yaşarlar. Peki, bu canlılar ışığın bile ulaşamadığı bu derinliklerde nasıl yaşamlarını devam ettirebiliyorlar? Bilim adamları bunu da araştırdılar ve köpek balığı karaciğerinde saklı olan bu sorunun cevabını buldular.

Köpek balığının karaciğerinde squalene denen bir madde vardır. Bu madde yağ özelliğindedir, oksijeni kolayca tutar ve ihtiyaç duyulan dokuya iletilmesini kolaylaştırır. Böylece oksijenin verimli kullanılmasına yardım eden squalene bize, köpek balılarının çok derinlerde, yüksek basınç altında çok az oksijenle yaşamalarını sağlamış olur.[8]

Resim4- Hemşire köpek balığı

Hemşire köpekbalıklarının en ilginç özelliği karaciğerleridir. İnsanınkinden 20 kat ağır olan karaciğerlerin ağırlığı 40 kiloya kadar çıkabilmektedir.

 

Boyutlarından Şekillerine Kadar Özel Tasarımlı Pullar

Bilim adamları yaptıkları gözlemlerde suyun köpek balığını, bir gemi gövdesine göre çok daha az frenlediğini tespit etmişlerdir. Bununla ilgili yapılan araştırmalar köpek balığındaki yeni bir mühendislik harikasının varlığını ortaya çıkarmıştır: Köpek balıkları su içinde hareket ederken derilerinin sahip olduğu özellikler sayesinde çok az bir sürtünme direncine maruz kalmaktadırlar.


Bir zeminin yapısı üzerindeki sıvının akış hızını etkiler. Resimde düz bir zeminde suyun akışı düzgün akış olarak isimlendirilmiş. Küçük girdaplar oluşturarak gerçekleşen akış ise özel tasarımlı bir zeminde mümkün olmaktadır. Bu tip girdaplarda suyun akış hızı düz zemindekilere göre oldukça fazladır. Köpek balığının derisi üzerinde de bu tip girdaplı bir akış mevcuttur.

İnsanların pek çoğu suyun içindeki bir cismin pürüzsüz yüzeye sahip olduğunda daha rahat hareket edeceğini zanneder. Araştırmalarda sudaki en iyi yüzücülerden olan köpek balıklarının derilerinin pürüzsüz olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Köpek balığı Riblet adı verilen küçük pullarla kaplıdır. Elektron mikroskobuyla yapılan incelemelerde köpek balığının kafasından kuyruğuna kadar üzerinde küçük dişçikli girintiler bulunan pullarla kaplı olduğu görülmüştür. Pulların üzerindeki girintiler peş peşe gelecek şekilde konumlanmış olup balığın başından kuyruğuna kadar uzanan mikroskobik kanallar oluşturur. Kanallar, dikey su girdapları veya su spiralleri oluşturarak suyu balığın vücuduna daha çok yapıştırır ve suyun yüzmeye karşı direncini azaltır. Kanalların bu etkisi “Riblet etkisi” olarak bilinir.

Hamburg Gemi Yapımı ve Araştırma Enstitüsü’nden (HSVA) Christian Johannsen pulların dişçikli yapısının köpek balığının yüzüşünü nasıl mükemmelleştirdiğini şöyle anlatmaktadır:

“Köpek balıklarının derisindeki dişçikli yapı, akıntıya karşı direnci düşürüyor. Bu da aynı güçle daha hızlı yol alabilmesi ya da sahip olduğu enerji ile aynı hızda daha uzun süre yol alabilmesi anlamına gelir.” [9]

Yapılan araştırmalar köpek balığının mükemmel bir yüzücü olması için; pulların konumu, malzemesi ve üzerlerindeki kanalları oluşturan girintilerin ölçüsünün belirli ölçülerde olması gerektiğini göstermiştir.


Köpek balığının hızlı yüzebilmesi için bir mühendislik harikası olarak yaratılmış derisi.

Sözgelimi pullar birbirlerine daha sıkı bir biçimde bağlanmış olsalardı köpek balığı su içinde bu kadar kıvrak hareket edemeyecek bu da oldukça yavaş yüzmesine yol açacaktı.

Pulların konumu, girintilerin bir kanal oluşturacak şekilde peş peşe dizilmek yerine kesişecek şekilde olsaydı, köpek balığının suda yüzmesi bile imkânsız hale gelirdi.


Laboratuvarlarda özel görüntüleme teknikleri ile yapılan gözlemlerde derisindeki dişçikli girintilerin köpek balığının su içinde süratle yüzebilmesini sağladığı tespit edilmiştir. Gözlemler sonucunda pulun kesiti ve dişçiklerin yükseklikleri ve aralarındaki açıklığın, hızlı yüzmeyi sağlayan su akımlarını oluşturdukları ortaya çıkmıştır.

 

Köpek Balığının Derisindeki Pullar Mühendislere İlham Veriyor

Köpek balığının pullarındaki özelliklerini keşfeden bilim adamları ve mühendisler bunu deniz araçlarında uygulamaya çalışmaktadır. Bu konuda araştırma yapan kuruluşlardan birisi Almanya’daki Fraunhofer Enstitüsü’nün Tamamlama Teknolojileri ve Uygulamalı Araştırma Merkezi’dir. Araştırmacılar merkezde köpek balığının derisine benzer bir kaplama geliştirerek 8 metre uzunluğundaki torpido benzeri bir gemiyi bununla kaplamışlardır.


Köpek balığı derisi örnek alınarak üretilmiş kaplama malzemesi.

Testler sonucunda gövde yüzeyi dişçikli bir yapıya sahip bir geminin, ne kadar hızlı yol alırsa o kadar az yakıt tükettiği tespit edilmiştir. Buna göre folyoyu kullanan büyük konteyner gemilerinde sürtünme direnci % 5 oranındaki azaldığında yılda yaklaşık 300 bin dolar tasarruf sağlayacağı hesaplanmıştır.[10]

Ancak gemilerin, bir köpek balığı derisinin müthiş özelliklerine uzun süre sahip olması, henüz tam olarak mümkün değil. Bunu araştırmacı Christian Johannsen şöyle açıklamaktadır: “Pürüzlü yapının zamanla % 50’si deforme olunca, etkisi son buluyor.”[11] Oysa köpek balığı derisinin bu özelliğinden ömrü boyunca istifade edebiliyor. Çünkü deri kendi kendini onarma özelliğine sahip.


Köpek balığı derisi örnek alınarak üretilmiş olan kaplama malzemesinin kullanıldığı torpido.

Üstelik araştırmacıları düşündüren bir sorun daha var. O da; gemilerin en büyük problemlerinden biri olan, gemi yüzeyine yapışan su yosunları ve midyeler. Zira bunlar zaman içinde kaplamanın olumlu etkisini yok ediyor. Oysa köpek balığının derisi suda ne kadar kalırsa kalsın asla yosun tutmuyor, midyeler ona bağlanamıyor.

 

Bilimsel Bulgular, Köpek Balıklarının Güya Evrim Geçirdiği İddiasını Yalanlıyor

Darwinistlerin iddiası, insan teknolojisi ile boy ölçüşebilen köpek balığının yüzgeçlerindeki yapı ve işlevin sözde tesadüfen meydana geldiği yönündedir. Bu iddiaya göre tesadüfler, istisnasız her balıkta tamamen birbirine simetrik yüzgeçler var edecek, onlara birbirine uygun işlevler yükleyecek ve canlının yaşamı için son derece gerekli olan bu yapıları hatasız ve kusursuz olarak yoktan var edecektir. Tesadüflerin böyle bir gücünün olmadığı ise çok açıktır. Buna rağmen Evrim Teorisi’ni savunanalar ya fosilleri yanlış yorumlayarak ya da sahte çizimlerle, sahte canlandırmalarla kendilerini savunmaya çalışırlar.

Evrimcilerin köpek balıkları ile ilgili bir yığın yanlış ve aldatmacalarla dolu hikâyeleri mevcuttur. Ne var ki eldeki birçok fosil kaydı onların kesin bir biçimde yanıldıklarını ortaya koymaktadır.

Lübnan Dağları’nda pek çok köpek balığı fosili bulunmuştur. Bunlardan bir tanesi Lübnan’ın Haqil Bölgesi’nde bulunan köpek balığı fosilidir.  95 milyon yıl öncesine ait bu küçük köpek balığı fosilinde yüzgeç ve iskeletinin genel hatları detaylı olarak korunmuştur.


Lübnan’da bulunan, Mezozoik zaman, Kretase dönemine ait 95 milyon yıllık Hemşire köpekbalığı fosili. Hemşire köpek balığı genellikle subtropikal sularda yaşayan bir köpekbalığı türüdür. Diğer türleri gibi bu köpek balıkları da evrim geçirmemiştir. 95 milyon yıl önce yaşamış olan hemşire köpekbalıklarıyla günümüzde yaşayanlar arasında en küçük bir fark dahi olmaması bu gerçeğin en önemli ispatlarından biridir.


Lübnan’ın Haqil bölgesinde bulunan Mezozoik zaman, Kretase dönemine ait bu köpek balığı 75 milyon yıldır hiçbir değişime uğramamış.

 Köpek balıklarının bulunan en eski fosilleri yaklaşık 400 milyon yıllıktır.[12] Bu fosiller, diğer tüm canlılarda olduğu gibi, köpek balıklarının da yüz milyonlarca yıldır hiçbir değişime uğramadıklarını göstermektedir. Köpek balıkları, evrimcilerin iddia ettiği gibi, diğer türlerden aşama aşama gelişmemiş, kompleks yapılarıyla bir anda ortaya çıkmış, yani yaratılmışlardır.

2015 yılı başlarında evrimcilerin köpek balıklarının evrim geçirdiğine dair iddialarını çürüten bir olay yaşandı. Bu tarihte Avustrulaya’da, Viktorya’nın güneyinde Lakes Girişi’nde trolle avlanan balıkçılar, 700 metre derinlikten bir balık çıkardılar. Bu pek de alışık oldukları bir balığa benzemiyordu. Dış görünüşü yılan balığına benzeyen bu balık, 25 sıralı 300 kadar çok keskin dişlere sahipti. İncelemeler sonucunda bu balığın Chlamydoselachus Anguineus olarak adlandırılan Fırfırlı Köpekbalığı olduğu anlaşıldı.


Fırfırlı köpek balığı

Bu köpek balığı, ilk olarak 1879 yılında Japonya’yı ziyaret eden Alman Ludwig Döderlein tarafından tanımlanmıştır. Dünyanın farklı denizlerinde 1570 metre derinliğe kadar yaşamakta olan nadir bir dip balığıdır. [13]

Paleontoloji bize bu balık hakkında başka bir önemli bilgi vermektedir. Bu balık 80 milyon yıl boyunca hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Kendine özgü, fırfırlı 6 çift solungaç yarığı ve jilet gibi keskin sıralı 300 kadar dişiyle ne başka bir türe dönüşmüş ne de özelliklerinde en ufak bir fark olmuştur. Bu yüzdendir ki, fosil literatüründe Fırfırlı Balık Yaşayan Fosil olarak tanımlanır.

Peki, neden yaşayan fosil? Çünkü evrim iddiasına göre bugünkü özeliklerinden daha az özelliklere sahip olup milyonlarca yıl içinde çeşitli değişimlere uğraması, ya da en azından soyunun tükenmesi gerekirdi. Ne var ki ilk günkü görünümünü aynen muhafaza etmekte ve farklı coğrafyalarda olmak üzere halen yaşamaktadır.

Bu durum sayısız canlı türü için de geçerlidir. Türler, yüz milyonlarca yıl geçse de değişmemektedir. Canlılık tarihinde evrim diye bir süreç yaşanmamıştır. 80 milyon yıldır sabit kalan Fırfırlı Köpekbalığı da bu gerçeğin bilimsel bir kanıtıdır.


Lübnan’da bulunan 95 milyon yıllık hemşire köpek balığı. Hemşire köpekbalığı, genellikle subtropikal sularda yaşayan bir köpekbalığı türüdür. Diğer türleri gibi bu köpek balıkları da evrim geçirmemiştir. 95 milyon yıl önce yaşamış olan hemşire köpekbalıklarıyla günümüzde yaşayanlar arasında en küçük bir fark dahi olmaması bu gerçeğin en önemli ispatlarından biridir.

 

Referanslar:

[1] http://www.elasmo-research.org/education/white_shark/hydrodynamics.htm

[2] http://oceanofk.org/sharks/sharkAnatomy.html

[3] http://oceanofk.org/sharks/sharkAnatomy.html

[4] http://rspb.royalsocietypublishing.org/content/278/1725/3670.full.pdf+html

[5] http://www.bbc.com/earth/story/20150421-sharks-blood-gives-them-turbo-speed

[6] http://www.delportdupreez.co.za/diving/sharks/html/hydrodynamics.html

[7] https://tr.wikipedia.org/wiki/Preveze_s%C4%B1n%C4%B1f%C4%B1_denizalt%C4%B1

[8] http://arsiv.ntv.com.tr/news/470882.asp

[9] http://www.dw.com/tr/k%C3%B6pek-bal%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1n-h%C4%B1z-s%C4%B1rr%C4%B1/a-16702593

[10] http://www.dw.com/en/ship-makers-take-cues-from-sharks/a-16707550

[11] http://www.dw.com/en/ship-makers-take-cues-from-sharks/a-16707550

[12] http://www.ekolojimagazin.com/?s=magazin&id=149

[13]http://www.dailymail.co.uk/news/article-2919036/Throw-Fishing-trawler-crew-discover-terrifying-prehistoric-shark-300-TEETH-catch.html

Hiç yorum yok