Breaking News

Erdoğan iktidarı Türk lirasındaki erimeye neden seyirci?

Ekonomistler yorumladı: Erdoğan iktidarı Türk lirasındaki erimeye neden seyirci?

İktidarın, doların önlenemez yükselişi karşısında hiçbir hamle yapmaması kafaları karıştırdı. Ekonomistler, iktidarın 'dolar' suskunluğunu Gerçek Gündem'e yorumladı.

ECE SEÇİL ŞAHİN / GERÇEK GÜNDEM 

Enflasyon artarken Merkez Bankası'nın faizleri indirmesi döviz kurlarını uçurdu. Dolar her gün tarihi zirvesini yeniliyor. İktidarın, doların yükselişi karşısında neden bir tedbir almadığı ise merak konusu.

Geçtiğimiz yıl, kurdaki yükselişin önüne geçmek için Merkez Bankası'nın 128 milyar dolar rezervi satılmıştı. Ancak buna rağmen kurdaki yükseliş sürünce ortaya  "rekabetçi kur" söylemi atılmıştı. Günümüze gelindiğinde ise AKP iktidarının Türk lirasının değer kaybetmesine karşı sessiz kalması, geçtiğimiz yıl eylül ayında, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın söylediği "rekabetçi kur" söylemini yeniden gündeme getirdi.

"KASITLI OLARAK YÜKSELTİLİYOR"

Ekonomist İbrahim Kahveci, TV5’de yayınlanan “Ekonomi ve Ötesi” programında, hükümetin döviz kurunu kasıtlı olarak yükselttiğini ileri sürmüş ve Naci Ağbal döneminde dolar kurunun 4 ayda 8,50’den 6,90’a kadar düştüğünü hatırlatarak, “Naci Ağbal bunu başardı ve toplumdan takdir gördü; ama ne yaptık? Hemen görevden aldık.” demişti. 

Kahveci, şu ifadeleri kullanmıştı:

"Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı kabinesi, yani ülke yönetimi, Merkez Bankası ile beraber, doların yükselmesi için elinden ne geliyorsa yapıyor. Ha, vatandaşa da dönüyor, ‘dış güçler’ diyor; ama dövizin yükselmesi için dış güçlerin yapabileceği bir şey yok. Dövizin yükselmesi için, iç güçler olarak ülkeyi yöneten kadrolar, ellerinden ne geliyorsa yapıyor. Dikkat edin, döviz biraz istikrar kazanıyor, tak siyasî müdahale geliyor, döviz yükseltiliyor. Bilinçli ve kasıtlı bir şekilde dövizin yükseltildiğini görüyoruz."

EKONOMİSTLER GERÇEK GÜNDEM'E YORUMLADI

Peki, iktidarın dolara müdahale etmemesinin altında yatan sebep "ihracat" mı? Bir ülkenin para birimi yabancı para birimlerine karşı değer kaybederse ihracat artar mı? Bu ihracat kime faydalı olur? 

Prof. Hayri Kozanoğlu ve İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez Gerçek Gündem'e yanıtladı. 

"FİNANSAL PİYASALAR BİR KERE KARIŞMAYAGÖRSÜN..."

Kozanoğlu, "Gerek Erdoğan'ın gerekse daha önce Berat Albayrak'ın 'rekabetçi kur' diye bir söylemi vardı. AKP'nin dayandığı sermaye grubu -özellikle anadolu sermayesi- ucuz işgücüne dayalı, ihracata yönelik, en fazla da gıda, tekstil, mobilya gibi sektörlerde yoğunlaşan bir ekonomi modeline sahip. Onların kurun artışından şikayetçi olmak bir yana, memnun olduklarını düşünüyorum. Talepleri de bu yönde. Bir de şöyle düşünüyorlar; faizlerin düşmesi, daha ucuza krediye erişmek, kura göre daha öncelikli onlar açısından.

Finansal piyasalar bir kez karışmayagörsün tam tersi bir etki yaratıyor. Kredilerde de bir düşüş olmuyor. Diğer sermaye grupları, daha yüksek teknoloji kullanan, döviz borcu bulunanlar da bu gelişmelerden şikayetçiler." değerlendirmesini yaptı. 

"AKP, DAYANDIĞI SERMAYE GRUBUNU ÖNCELİYOR"

Kozanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

AKP'ye desteğin düştüğü, seçimlerin çok uzakta olmadığı dönemde birinci kesimi önceliyorlar gibi görünüyor. Ama her şeye rağmen Türk Lirası’ndaki sürekli değer kaybı bir noktadan sonra çok daha ciddi sorunlar yaratmaya aday.

"ELLERİNDE MÜDAHALE EDECEK OLANAK KALMADI"

Görüldüğü kadarıyla ellerinde çok müdahale edecek olanak da kalmamış durumda. Her ne kadar Merkez Bankası Başkanı, “125 milyar dolar rezervimiz var” diyorsa da bunun büyük ölçüde swap denilen bankalardan ödünç alınan dövizlere dayandığı, net pozisyonun en son rakamda eksi 37 milyar dolar olduğunu onlar da biliyorlar. Bu nedenle aslında ellerinde yangını söndürecek fazla su kalmamış durumda. 

"ERDOĞAN KADERİNE BOYUN EĞMİŞ GÖRÜNÜYOR"

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, dolara müdahale edilmemesinin bilinçli bir yol verme olmadığını söyledi. Sönmez, "Yapabilecekleri bir şey yok, biraz çaresizlik. Çünkü doların hızını kesebilecek en önemli araç, Türk lirası faizlerinin Merkez Bankası tarafından arttırılması. Bunu yaptıkları takdirde ekonomi durgunluğa girer, bunu istemiyorlar. Onun yerine faizleri indirip ekonomiyi canlandırmak, böylece seçmenin döviz yükselişinden dolayı şikayetini büyüyen ekonomiyle idare edebilmek kalıyor ellerinde. O yüzden bunu uyguluyorlar. 

Merkez Bankası'nda buna müdahale edecek rezerv yok. Türk lirası faizleri arttırma niyetleri yok. Risk yüksek olduğu için dışarıdan sermaye girişi söz konusu değil. O nedenle kaderine boyun eğmiş görünüyor Erdoğan. Yapılabilecek şeyleri tüketmiş olduğu için bırakmış durumda." dedi.

Rekabetçi kurun ihracatı motive edebileceğini ancak ithalat yaparken yine yüksek kur ile yapmak durumunda kalındığını vurgulayan Sönmez, şunları kaydetti:

"İhraç ettiğiniz şeyin yeniden üretimi söz konusu. Bunda da ithalat yapmak zorundasınız. İhracatı motive edebilir belki ama ithalat ne olacak? Aynı ihracatçı dönüp o malı iletmek zorunda. O zaman da yükselmiş kurla ithalat yapmak zorunda. 'İhracatı motive ediyor diye dövize yol veriliyor' denilmesi eksik olur."

 

Hiç yorum yok