Page Nav

GRID_STYLE

Efek

TRUE

Classic Header

{fbt_classic_header}

Son Dakika:

latest

Bahçeli ve Akşener mesaj yayımladı

  Bahçeli ve Akşener mesaj yayımladı: Türkçülük Günü olarak kabul edilen 3 Mayıs'ta neler olmuştu? MHP lideri Devlet Bahçeli ve İYİ P...




 

Bahçeli ve Akşener mesaj yayımladı: Türkçülük Günü olarak kabul edilen 3 Mayıs'ta neler olmuştu?

MHP lideri Devlet Bahçeli ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “3 Mayıs Türkçülük Günü” üzerine açıklamalarda bulundu. Peki 3 Mayıs neden "Türkçülük Günü" olarak kutlanıyor?

Siyasi partiler, “3 Mayıs Türkçülük Günü” üzerine açıklamalarda bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli açıklamasında, “3 Mayıs aynı zamanda milliyetçiliğin siyasallaşma yolunda güçlü bir adımı; sivil, meşru ve demokratik itirazın haklı ve masum ahlakıdır. Bu nedenle iyi anlaşılması ve anlatılması gereken tarihi bir an olup işkence ve zulümlerle pes etmeyen dava insanlarının itibar günüdür” ifadelerini kullandı.


Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de "3 Mayıs üzerine Twitter hesabından paylaşımda bulundu. Akşener de Türk Milletinin varoluş mücadelesini, inanç ve kararlılığını gösteren tarihi bir kavşak noktası! Bu mücadeleyi unutmayacağız. Milletimizi her alanda yükseltme ideali, dün olduğu gibi bugün de, yarın da, yürüyüşümüzü aydınlatmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.


3 MAYIS NEDEN TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ?

3 Mayıs Türk milliyetçilerinin en önemli günlerinin başında geliyor. Peki 3 Mayıs neden Dünya Türkçülük Günü olarak kutlanıyor? Bu sorunun yanıtı için 78 yıl geri gitmek gerekiyor. Dönem 2. Dünya Savaşı dönemi. Türk milliyetçilerinin önemli ismi Nihal Atsız, sonradan bu mektuplar nedeniyle kapatılacak Orhun dergisinde Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na iki açık mektup yazar ve devlet kadrolarının ‘‘komünist işgali’nden arındırılmasını ister.

Hülya Öztekin’in 1944 Irkçılık Turancılık davası ve basındaki tartışmalar makalesine göre Atsız mektubunda, ‘Maarif sahasındaki komünistler’e örnek olarak Sabahattin Ali, Pertev Naili Boratav, Sadrettin Celal Antel ve Ahmet Cevat isimlerini veren yazar, bu kişilerin Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’in sempatisi sayesinde önemli görevlerde bulunduklarını dile getirmiş, bu durumun vatansever Türkçü gençlerin vicdanını rahatsız ettiğini’’ savunur. Atsız ikinci mektubunda Sabahattin Ali için ‘‘vatan haini’’ ifadelerini kullanınca büyük edebiyatçı bu hakareti mahkemeye taşır.

NİHAL ATSIZ TUTUKLANIR

3 Mayıs 1944 tarihinde Ankara’da yapılan ikinci duruşmaya milliyetçi cenah büyük katılım gösterecektir. Salonda ‘‘Kahrolsun komünistler’’ diye bağıran grup daha sonra Ulus’ta sokağa çıkar. Başbakanlık önüne eylem gerçekleştirir ve kendisini engellemeye çalışan polisin durması için İstiklal Marşı söyler.

9 Mayıs’ta mahkemenin son günü 3 Mayıs olayları nedeniyle Nihal Atsız tutuklanır. Eylemi düzenledikleri gerekçesiyle  Nejdet Sançar, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Hasan Ferit Cansever, Nurullah Barıman, Orhan Şaik Gökyay’ın, Hamza Sadi Özbek ‘‘Irkçılık-Turancılık’’ suçlamasıyla cezaevine gönderilir.

İkinci Dünya Savaşı boyunca hem Almanya’nın hem de Sovyetler Birliği’nin işgaline karşı tarafsız bir pozisyon sergileyen hükümet artık Almanya’nın yenilip ABD-SSCB-İngiltere üçlüsünün zafere yakın olduğunu gördüğünden ona göre pozisyon almaktadır. 

Bu uluslararası politik düzlemede hükümet ve cumhurbaşkanı 3 Mayıs olaylarına iktidar sert tepki gösterir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, “Vatanımızı ırkçı ve Turancıların fesatlarına karşı da kudretle müdafaa edeceğiz”, “Milli politikamız memleket dışında sergüzeşt aramak zihniyetinden uzaktır” şeklindeki konuşması gazete manşetlerine taşınır.

Irkçılık-Turancılık soruşturması Irkçılık-Turancılık davasına 7 Eylül 1944 dönüşür ve yargılama başlar.

Davanın 23 sanığı arasında Zeki Velidî Togan, Hasan Ferit Cansever, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Orhan Şaik Gökyay, Reha Oğuz Türkan (10), Hüseyin Namık Orkun, Sait Bilgiç, M. Zeki Özgür, İsmet Tümtürk, Hikmet Tanyu, Hamza Sâdi Özbek, Muzaffer Eriş, Cebbar Şenel, Nurullah Barıman, Cihat Savaşfer, Fazıl Hisarcıklı, O. Yusuf Kadıgil, Fehiman Altan, Cemal Oğuz Öcal, Saim Bayrak yer alır.

Dokuz buçuk ay süren yargılama 29 Mart 1945’te sona erdi.

23 sanıktan 13’ü beraat ederken 10’una çeşitli cezalara çarptırıldı. Cezaları Hülya Öztekin’in makalesinden okuyalım; ‘‘Nihal Atsız 4 yıl 3 ay 15 gün hapis ve 3 yıl Adana’ya sürgün cezasına, Zeki Velidi Togan 10 yıl hapis ve 4 yıl Adapazarı’na sürgün cezası, müebbeten amme hizmetlerinden mahrumiyetine; Reha Oğuz Türkkan 5 yıl 5 ay hapis ve 2 yıl Diyarbakır’da sürgün cezasına, müebbeten amme hizmetlerinden mahrumiyetine; Cihad Savaşer 4 yıl hapis ve 1,5 yıl Uşak’ta sürgün cezasına, 4 yıl amme hizmetlerinden mahrumiyetine; Nurullah Barıman 4 yıl hapis ve 1,5 yıl Kırşehir’de sürgün cezasına, 4 yıl amme hizmetlerinden mahrumiyetine; Necdet Sancar 1 yıl iki ay hapis cezasına; Alpaslan Türkeş 9 ay 10 hapis cezasına; Fethi Tevetoğlu 11 ay gün hapis cezasına; Cebbar Şenal ve Cemal Oğuz Öcal 11’er ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir.’’

Hiç yorum yok