Page Nav

HIDE
GRID_STYLE

Efek

TRUE

Classic Header

{fbt_classic_header}

Son Dakika:

latest

Oya Baydar: Sayın Akşener Terörle aranıza mesafe koyun

 Oya Baydar: Sayın Akşener Terörle aranıza mesafe koyun Oya Baydar, Bucak aşiretinden Sedat Bucak ile Akşener’in bir araya gelmesi üzerin...


 Oya Baydar: Sayın Akşener Terörle aranıza mesafe koyun

Oya Baydar, Bucak aşiretinden Sedat Bucak ile Akşener’in bir araya gelmesi üzerine "Her ne olursa olsun, kendisine 'Terörle aranıza mesafe koyun' diye seslenmenin zamanıdır" dedi

Oya Baydar, “6’lı Masa’nın altından Susurluk’un hayaleti çıktı” başlıklı bir yazı  kaleme aldı. T24 yazarı Baydar bugünkü yazısında, Bucak aşiretinden Sedat Bucak ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bir araya gelmesini değerlendirdi.

Baydar, “Bucak’a, Urfa’dan birinci sıradan milletvekilliği vaat edildiği, kendisinin daha fazlasını istediği de sızan bilgiler arasında” dedi.

Yazının devamında, Sedat Bucak’ın Susurluk skandalının simgelerinden olduğu belirtildi ve “Her ne olursa olsun, kendisine ‘Terörle aranıza mesafe koyun’ diye seslenmenin zamanıdır” denildi.

Yazının bir kısmı şöyle:

Cumhur İttifakı reisleri 6’lı masanın altında kim var, HDP mi, PKK mi, FETÖ mü diye merak ediyor, daha doğrusu HDP’nin oluğundan emin görünüyorlardı ya, soru cevaplandı. Meğerse Masa’nın altında Susurluk’un hayaleti varmış.

Faili meçhullerden siyasî manipülasyonlara, darbelerden provokasyonlara, siyasî suikastlerden partilerin içlerindeki tepişmelere kadar, siyaset sahnesinde olup bitenleri takıntılı bir şekilde derin devlet aklına ve o aklın emrindeki illegal yapılara bağlayan ben bile bunu düşünemezdim. 

SEDAT BUCAK SUSURLUK’UN SEMBOLÜDÜR

6’lı Masa üyelerinden İYİP Başkanı Meral Akşener memleketi turlarken parti kurmaylarıyla birlikte Şanlıurfa’ya da uğramış. Esnaf ziyareti yapıp kebap yemekle yetinmemiş, soluğu Bucak aşiretinin reisi Sedat Bucak’ın yanında almış. Medyada pek dostane fotoğrafları çıktı. Bucak’a, Urfa’dan birinci sıradan milletvekilliği vaat edildiği, kendisinin daha fazlasını istediği de sızan bilgiler arasında.

25 yıl önce yaşanan Susurluk kazasını/olayını/skandalını bilmiyor, hatırlamıyorsanız, “Bunda ne var! Urfa’dan milletvekili çıkarmak isteyen bütün partilerin yolu yüzbini aşkın nüfuslu korucu Bucak aşiretine düşer” diyebilirsiniz. Ancak bilenler bilmeyenlere, hatırlayanlar hatırlamayanlara anlatsın: Yirmi beş yıl önce Türkiye’yi sarsmış, derin devlet çetelerini, Türk Gladyo’sunu, faili meçhul cinayetlerin asli faillerini ortaya sermiş, yakın tarihin en büyük, en yaygın kitle protestolarından biri olan “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemine neden olmuş, “mafya-devlet-siyaset” üçgenini açığa çıkarmış 3 Kasım 1996 tarihli Susurluk olayının baş aktörlerinden biri, kazadan tek sağ kurtulan TBMM 19., 20., 21. dönem milletvekili Sedat Bucak’tır. Bucak, Ülkücü Mafya liderliğinden derin devletin baş tetikçiliğine terfi ettirilen Abdullah Çatlı ile birlikte dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın merkezinde bulunduğu illegal aparatın en nüfuzlu ve her daim korunan üyelerinden biridir.

Susurluk soruşturma ve yargılamaları sırasında Mehmet Ağar’la birlikte dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle TBMM’ye gönderilen fezlekede “Cürüm işlemek üzere silahlı örgüt meydana getirmek”le suçlanmış; Susurluk davasının 19 sanığı (ki aralarında dönemin içişleri bakanı Mehmet Ağar da vardı) yargılanır ve mahkûm edilirken, bir aşamada derin güçlerin müdahalesiyle bu işten sıyırtmayı başarmış, tekrar milletvekili bile seçilmiştir.

(Yazıyı uzatmamak için, isteyenlerin “Susurluk kazası/Susurluk davası” konusundaki Google’da da mevcut belgelere, raporlara, kararlara, dönemin haberlerine bakmalarını salık veririm.)

FAİLİ MEÇHULLERİN FAİLİ BİR TERÖR ÖRGÜTÜ

Bu silahlı terör örgütünü kurmak ve yönetmekle yargılanan sanıklar, mahkemelerde kendilerine yöneltilen sorulara “devlet sırrı” diyerek cevap vermekten imtina etmişlerdir. Evet, devlet sırrıydı, çünkü örgüt başlangıcında PKK’ye karşı mücadele amacıyla OHAL döneminde asker-sivil odakların kararıyla kurulmuştu. 1990’ların bini aşkın faili meçhul cinayeti bu devlet stratejisinin sonucuydu. Dönemin ünlü katillerinden “Yeşil” lakaplı Mahmut Yıldırım’dan İbrahim Şahin’e, Korkut Eken’den JİTEM’cilere tümü, bir şekilde Özel Harekat Dairesi’ne, oradan Ağar’ın başında bulunduğu İçişleri Bakanlığı’na bağlanıyordu.

Susurluk olayının ardından dönemin Başbakanı Tansu Çiller -ki örgüt Tansu Çiller Örgütü olarak da anılmıştır- Susurluk’un aslî faillerinden İçişleri Bakanı Mehmet Ağar yerine Meral Akşener’i içişleri bakanı olarak atadı.

PKK’ye karşı kurulmuş olan bu illegal yapı, kısa sürede mafyalaştı, uyuşturucu ticaretinden silah ticaretine kadar her türlü suça, cinayete, suikast eylemine bulaştı; düştü kalktı ve bugünlere geldi.

TERÖRLE ARANIZA MESAFE KOYUN SAYIN AKŞENER

Meral Akşener ile Sedat Bucak’ın Şanlıurfa buluşması konusunda İYİP’den yapılan açıklamada, bunun bir dost ziyareti olduğu, “eski günlerden sohbet edildiği” bildiriliyor. Akşener ve Bucak’ın aynı dönemde milletvekilliği yaptıkları hatırlatılıyor.

Sayın Akşener akıllı, kararlı, hesaplı olduğu kadar deneyimli de bir siyasetçi. Susurlukçu ve korucu aşireti reisi Sedat Bucak’ın toplumun hafızasında nasıl bir yeri olduğunu bilmemesi imkânsız. Sadece dönemin esas mağduru Kürtlerin hafızasında değil, Susurluk’un ardından günlerce ışıklarını yakıp söndüren, sokaklarda, meydanlarda toplanıp “temiz devlet” çağrısı yapan, derin çeteleri protesto eden milyonların hafızasında da…

Bu  göstere göstere buluşmanın hangi amaca hizmet ettiğini; son zamanlarda epeyce nazik dengeler üzerine oturan 6’lı Masa’ya güveni ne ölçüde sarsacağını, bu türden adımlarla iktidarın tuzağından kaçınmanın nasıl mümkün olacağını sormak biz yurttaşlara düşüyor. Sayın Akşener seçimler öncesinde Kürtlere, 1990’ları unutmayın,  “geliriz haa!” mesajı mı vermek istiyor? Kendi kitlesine, 1990’lardaki zihniyetinden ve bağlaşıklarından kopmadığını mı göstermek istiyor? Yoksa bizlere; bu ülkenin demokratlarına, özgürlükçülerine, barışçılarına gözdağı vermek mi amacı?

Her ne olursa olsun, kendisine “Terörle aranıza mesafe koyun” diye seslenmenin zamanıdır.

Hiç yorum yok