Page Nav

HIDE
GRID_STYLE

Efek

TRUE

Classic Header

{fbt_classic_header}

Son Dakika:

latest

İmamoğlu talimatına uymayan hakime şantaj

 İmamoğlu talimatına uymayan hakime şantaj... Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, yarın görülecek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu davası öncesi ...


 İmamoğlu talimatına uymayan hakime şantaj...

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, yarın görülecek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu davası öncesi yargıda hakimlere karşı kurulan şantaja dikkat çekti. Terkoğlu, İmamoğlu'nun davasına bakan hakimin 'İmamoglu'na siyasi yasak ver" talimatını yerine getirmediği için İstanbul'dan Samsun'a sürüldüğü ardından FETÖ'cü olmakla şantaj yapıldığını söyledi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, "Yeni paralel devletin şantaj dosyaları" başlıklı yazısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'a ceza vermeyen hakimin İstanbul'dan Samsun'a sürgün edildiğini daha sonra ise FETÖ'cü olmakla şantaj yapıldı ifade etti.

Öte yandan Terkoğlu, "Belli ki hâkim ve savcılara, “gerektiğinde vurulmak üzere”, hazırlanan şantaj dosyaları var. Bir ekip, istenileni yapmayan yargı mensuplarına karşı bu dosyaları bekletiyor. Öte yandan, bu dosyaların ucu gösterilerek kimlere bugüne kadar neler yaptırıldı bilmiyoruz..." ifadelerini kullandı.

Terkoğlu'un yazısında ilgili bölüm şe şekilde:

Devlet görevlileri, bir şantaj çetesinin yaptığı işi yapar mı? Yargı dosyası, masanın altından gösterilen silah gibi kullanılır mı? Keşke hayır diyebilseydim.

Pazartesi günü İmamoğlu’nun “ahmak davası”nda olan biteni yazdım. İmamoğlu, kendisine “ahmak” diyen içişleri bakanına “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır” sözleriyle yanıt vermişti. Gelgelelim, hedef sanki Soylu değil de YSK üyeleriymiş gibi, “kamu görevlisine zincirleme hakaret”ten 4 yıl 1 aya kadar dava açılmıştı.

Dava sürerken, Hâkim Hüseyin Zengin, haziran kararnamesiyle görevden alındı, Samsun’a gönderildi. Herkes “neler oluyor” diye sorarken, hâkime yapılan ahlaksız teklifi yazdım. Hâkimden, İmamoğlu’na iki yılın üzerinde ceza vererek onu siyasi yasaklı hale getirmesi istenmişti. Kabul etmeyince sürgün edilmişti. Etrafına bunu açıkladığını yazmıştım.

Türkiye günlerdir konuşuyor. Ancak sonrasındaki gelişmeler, tablonun görünenden de acı olduğunu gösteriyor.

Sırasıyla anlatalım...

YAZI NASIL ENGELLENDİ

Hâkim Hüseyin Zengin, görevi gereği, konuşmak istesem de konuşmadı. Ancak yakın çevresi, yaşananların açığa çıkmasının “onu zor durumda bıraktığını” söyledi. Söylenene göre, pek çok meslektaşı, hâkim Zengin’i arayıp “Başın derde girecek” diyerek uyarıda bulunmuş.

Haksızlar diyemem. Nitekim Hâkim Zengin de böyle düşünmüş olacak ki yazdığım yazıya erişim engeli kararı aldırdı.

İstanbul 2. Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği’nin aldığı karara bakıyorum. Yoksa yanlış mı yazdım diyorum. Ama yok... Karar şundan ibaret:

“Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; talepte bulunulan haber içerikleri dikkate alındığında, talepte bulunanın rızası dışında isim ve soy ismi kısaltılmadan olduğu gibi verildiği, bu yönüyle kişilik hakkı ihlal edildiği kanaatine varılarak talepte bulunanın isim ve soy ismiyle ilgili içeriklerin çıkarılmasına dair hüküm kurulmuştur.”

Yani mahkeme diyor ki: “Yazılanlar yalan diyemem, keşke hâkimin adını H. Z. diye yazsaydın!”

Yeni bir yargı kanunu daha böylece devreye girmiş oldu!

Neyse devam edelim...

HSK VE HÜKÜMET FETÖ İŞBİRLİKÇİSİ Mİ

Hani “Başı belaya girer” diyorlardı ya, girdi!

Hâkim Zengin’in “FETÖ’cü” ilan edilmesi gecikmedi. Sabah Grubu, çeşitli FETÖ itirafçılarının ifadelerine dayanarak Hâkim Zengin’in öğrencilik yıllarında Işık Evleri’nde kaldığını yazdı. Sabah’a göre, Zengin’in FETÖ’nün mahrem imamlarıyla ilişkileri tespit edilmişti.

O zaman ortaya çok kritik bir soru çıkıyor. Eğer Sabah’ın yazdıkları doğruysa, nasıl oluyor da Hâkim Zengin, göz göre göre hâkimliğe devam ediyor? Nasıl oluyor da daha bir sene önce İstanbul’da bir mahkemeye atanıyor? Yetmiyor Samsun’da halihazırda göreve devam ettiriliyor? Sabah’ın yazdığı doğruysa, HSK ya da Adalet Bakanlığı hatta hükümet, perde arkasında FETÖ ile iş mi pişiriyor?

HÂKİME SORUŞTURMA YOK

Bu soruya yanıt ararken Sabah Grubu’nun haberlerine de mahkemenin erişim engeli getirdiğini gördüm. Oradaki ifadeler sorularımın bir kısmına yanıt veriyordu. Hâkim Zengin’in avukatı, mahkeme kararına yansıyan başvurusunda şunları yazmıştı:

“Müvekkil hakkında habere konu edilen beyanların hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil hakkında halihazırda habere konu herhangi bir soruşturma bulunmadığını, söz konusu linklerin sırf müvekkili hakkında halihazırda iftira, hakaret, suç isnatlı ve kötü niyetli haberler yapıldığını...”

Mahkeme de Hâkim Zengin’i haklı bulmuş ve Sabah Grubu’nun haberlerine erişim engeli getirmişti. Yani mahkemeye göre, cumhurbaşkanının damadının abisi tarafından yönetilen medya grubu, Hâkim Zengin’e belden aşağı vuruyordu.

Kararda yer alan bir ifade ayrıca ilginçti: “Müvekkil hakkında halihazırda habere konu herhangi bir soruşturma bulunmadığını...”

HSK’DEKİ DOSYA NE OLDU

“Sabah yalan yazar” önyargısına yenilmeden, bu ifadelerin peşine düştüm. Önce yargıda, Hâkim Zengin hakkında bir FETÖ davası ya da soruşturması var mı diye baktım. Yoktu, bulamadım.

Acaba “HSK’ye ulaşan bir şey var mı” diye baktım. Gerçekten de HSK’ye Hâkim Zengin ile ilgili bir dosya gelmişti. Kapağında 2020/5019 numarasının yazdığı dosyayı, HSK 1. Daire incelemiş, adli bir soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vererek arşive kaldırmıştı. HSK’ye göre, Hâkim Zengin’in görevini yapmasını engelleyecek bir durum yoktu. Bu nedenle Zengin hâkimliğe devam etmiş, son İmamoğlu meselesine kadar, her şeyi yolunda gitmişti.

Ancak...

İmamoğlu dosyasında, istenileni yapmayınca, önce sürülmüş, olay açığa çıkınca da arşivdeki dosyanın kapağını birileri açmış, Sabah Grubu’na da “vurun” demişti.

YENİ PARALEL DEVLET

Tabloya başından sonuna bakınca facianın büyüklüğü daha net görünüyor...

Belli ki hâkim ve savcılara, “gerektiğinde vurulmak üzere”, hazırlanan şantaj dosyaları var. Bir ekip, istenileni yapmayan yargı mensuplarına karşı bu dosyaları bekletiyor. Öte yandan, bu dosyaların ucu gösterilerek kimlere bugüne kadar neler yaptırıldı bilmiyoruz...

İşte bu durum devlet içindeki yeni devleti, yeni paralel yapıyı gösteriyor. Adını bir kuştan mı alır, yoksa başka bir yerden mi bilmem... Kesin olan şu ki bir güç var!

Üstelik konuştuğum hukukçular olanları doğrularken, daha önce “istenilen kararları vermeyen” Gezi davasının mahkeme başkanını ya da İzmir başsavcısını hatırlattı. Hemen arşivden telefon kayıtları bile çıkarılmış, görev başında oldukları halde belden aşağı vuruşlar AKP medyasından gelmişti. Şantaj, tehdit, karalama hepimizin gözü önünde, televizyon ve gazetelerle yapılıyordu.

Hiç yorum yok